HONG KONG`A POTANSIYEL YATIRIM ALANLARI
HONG KONG’UN YATIRIM ORTAMI VE TÜRK FİRMALARINA YÖNELİK POTANSİYEL YATIRIM ALANLARI
Yatırım merkezi olarak Hong Kong
Güçlü Yönler: 2010 yılında ticaret hacmi bakımından Hong Kong’un dünya 10. su olup, dünya ticaret hacmi içindeki payının %2.8 olması, Asya bölgesindeki 160 noktada bulunan önemli ülke ve şehirlere dört saat, dünya nüfusunun yarısına beş saatlik uçuş mesafesiyle bağlantılı olması, tüm Asya Pasifik bölgesiyle ticaret ilişkilerine sahip olması, 150 yıldan daha uzun süredir gerek coğrafi yakınlık, gerek uygulanan ticaret politikaları ve uygulamalar bakımından Çin’e giriş ve Çin’in dünyaya açılış kapısı işlevi görmesi, serbest liman olması nedeniyle ithalat ve ihracatta gümrük, KDV, tüketim gibi vergi uygulamalarının bulunmaması, serbest ekonomisi ve uluslararası ilişkileri, gelişkin fiziki ve hukuki altyapısı, İngilizce’nin yaygın bir şekilde konuşulması, aynı zamanda Mandarin ve Cantonese dillerinde iletişim kurma olanağına sahip dinamik, iyi eğitimli, tecrübeli insan kaynaklarına sahip olması, dünyanın en iyi üniversiteleri listesinde ilk 50’de üç Hong Kong üniversitesinin bulunması, düşük ve basit vergi sistemleri, ekonomik durum ve mevzuata ilişkin her tür bilgiye internet üzerinden kolayca ulaşılabilmesi, yüksek düzeyli bilgi ve beceri sahibi profesyoneller ve yatırımcıları cezbeden liberal vize politikaları, yüksek teknoloji ar-ge altyapısı, fikri mülkiyet haklarının gelişkinliği Hong Kong’un cazip bir yatırım bölgesi olmasını sağlamaktadır. Çok önemli bir turizm, fuar, lojistik, ticaret ve finans merkezi olması bölgenin önemini daha da artırmaktadır. Ayrıca THY ile haftanın 6 günü doğrudan uçuş imkanı bulunması büyük bir avantajdır.
- Zayıf Yönler: Uzaklık, konut ve işyeri kiralarının çok yüksek olması, Hong Kong’un potansiyelinin ve ÇHC ile ilişkilerinin Türkiye’de yeterince tanınmaması, fuar, sergi, uluslararası konferans gibi etkinliklerde ülkemizin zayıf bir şekilde temsil edilmesi veya hiç bir şekilde temsil edilmemesi, Hong Kong’da yerleşik Türk nüfusunun az olması (250 civarında), ticaret odası şeklinde bir Türk yapılanmasının bulunmaması. -
- Tehditler: ÇHC’nin ucuz ithalat yapılabilecek ülke olarak algılanması, ÇHC’nde yaşanan sosyal ve ekonomik değişimlerin, Hong Kong ve ÇHC arasında gerek hizmet gerekse mal ticaretinin kolaylaştırılması bağlamında üçüncü taraflara sunulan fırsatlardan ülkemiz iş dünyasının yeterince yararlanamaması, , Hong Kong’da şirket kurma prosedürlerinin kolaylığı nedeniyle pek çok Türk’ün Hong Kong’da kurdukları tabela şirketler vasıtasıyla belge düzenleyerek kolay ithalat yapmaları, Ülkemiz işadamlarının sanal ortamda karşılaştıkları Çinlilerle herhangi bir sözleşme yapmadan giriştikleri ticari işlemlerde kayba uğramaları, Hong Kong’da hukuk hizmetlerinde ücretlerin çok yüksek olması nedeniyle sorunların hukuk yoluyla çözülememesi. -
- Fırsatlar: Gelen turist sayısının (2010 yılında 22 milyonu Çinli toplam 36 milyon turist) yüksek olması nedeniyle yapılacak promosyonların çok daha büyük kitlelere ulaşma imkanı olması, ülkemizle ilgili olarak işdünyasında kötü bir önyargı bulunmaması, aksine güçlü bir ekonomiye sahip gelecek vaad eden bir ülke olarak tanınmamız, Hong Kong’un ve dünyanın önemli firmalarindan Li & Fung Grubunun ülkemizde Avrupa operasyonlarını yönetmek üzere ofis kurmuş olması ve ülkemizden Uzakdoğuya mal taşıma ve dağıtma konusunda istekli olması.
Potansiye yatırım alanları:
- Mesleki hizmetler: hukuk, kalite control, test ve sertifikalandırma hizmetleri, ticaret ve yatırım danışmanlığı,
- Tüketici ürünleri: Mücevherat, yüksek kaliteli giyim, , kozmetik, hediyelik eşya ve promosyon eşyası, gıda (unlu mamuller, taze ve kuru meyve, meyve suları, içme suyu, zeytinyağı, şarap, makarna, çay, atıştırmalık gıda ürünleri, şekerleme vb) satışı
- Sanat, kültür ve multimedia ürünleri,
- Finansal ürünler,
- Yazılım, yeni ürün ve hizmetler, tasarım, üretim ve pazarlanması,
- Veri merkezi (Data center) hizmetleri,
- Yat turizmi ve yat pazarlanması,
- Restoran,
- Otel işletmeciliği,
- Kişisel bakım hizmetleri,
- Seyahat hizmetleri,
- Lojistik hizmetleri,
- Kültür ve Sağlık turizmi,
- Fuar ve sergi hizmetleri
HONG KONG`A GIDA iTHALATI REHBERi
Hong Kong’da gıda güvenliği mevzuatı Kamu Sağlığı ve Belediye Hizmetleri Yasası altında düzenlenmiş olup aşağıda Gıda Mevzuatı başlığı altında konulara göre sıralanmış olup, altı çizili başlıklara tıklanması halinde Gıda Güvenliği Merkezinin web sayfalarından ilgili mevzuata ulaşılabilir.
Yasanın 54. Bölümünde belirtildiği gibi ithalatta temel koşul insanların tüketimi için uygun olmasıdır.
Bu konuyla ilgili mevzuata aşağıda verilen linklerden ulaşılabileceği gibi basılı olarak Publication Sales Unit, Room 402, Murray Building, Central, Hong Kong adresinden satın alınabilir.
Gıda ve Çevre Sağlığı Dairesi
Hong Kong sınırları içinde gıda güvenliği politikalarının belirlenmesi ve gıda güvenlik kontrollerinin yapılmasında Hong Kong Hükümeti Gıda ve Çevre Hijyeni Dairesi ( Food and Environmental Hygene Department) yetki ve sorumluluk sahibidir.
Bu görevlerin yerine getirilebilmesi için Gıda ve Hijyen Dairesi gümrük giriş noktalarından aldığı örneklere bakteriyolojik ve kimyasal testler dahil olmak üzere çeşitli testler uygulamaktadır.
İthalatçılar
Gıda ithalatçıları ithal ettikleri ürünlerin ihracatçıları ile yakın işbirliği halinde ithal ettikleri ürünlerin yerel mevzuata uygunluğunun sağlanmasından sorumludur. Gıda hijyen standartlarına uygunluğun sağlanması için; için ihracatçı ülke yetkili makamlarından ilgili ürünün insan tüketimine uygun olduğunu belgeleyen sağlık sertifikası alınması teşvik edilmektedir.
Çürüyebilir nitelikleri nedeniyle aşağıda belirtilen ürünler için için özel hukuki ve idari düzenlemeler yapılmıştır ;
(a) Etler, kümes ve av hayvanı etleri,
(b) süt ve sütlü içecekler;
(c) dondurulmuş şeker mamulleri; ve
(d) deniz ürünleri.
Gıda Mevzuatı / Klavuzlar
Hong Kong’un temel gıda kanunu Kamu Sağlığı ve Belediye Hizmetleri Yasası kapsamında yer almaktadır. ( Part V of the Public Health and Municipal Services Ordinance (Cap. 132) ) . Kanunun temel hükümleri gıda satın alan tarafların korunması, bozuk ve sağlığa zararlı gıdaların satışı ile ilgili suçlar, bozuk gıdaların toplanması ve imha edilmesi ve gıda hijyeni alanlarını kapsamaktadır. Farklı sektörlerde yapılması öngörülen kontroller bu yasanın altında bulunan aşağıda yer alan düzenlemelere uygun olarak yürütülür.
Gıda ile ilgili diğer kanun Gıda Güvenliği Yasası the Food Safety Ordinance (Cap. 612) olup, gıda ithalatçıları, dağıtıcıları ve gıda ticareti yapan taraflar için zorunlu bir kayıt sistemi dahil olmak üzere yeni gıda güvenliği önlemleri öngörmektedir. Bu yasa aynı zamanda ilgili kamu kuruluşlarına belirli gıda türlerinin ithalatına sınırlamalar koyma, yasaklama veya piyasadan toplama yetkisi vermektedir.
-
Part V of the Public Health and Municipal Services Ordinance (Cap. 132)
-
Food Safety Ordinance (Cap. 612)
İlgili Dökümanlar
Hong Kong’a Gıda İthalatı Rehberi Guide to Import of Food into Hong Kong
Gıdaların Toplatılması Rehberi Food Recall Guidelines
Gıda Güvenliği Yasası Code of Practice on Food Safety Orders
|
|
|
1. |
Gıda meddelerinde kullanılan boyalar Colouring Matter in Food Regulations (Cap.132H) |
|
|
|
|
|
||
|
|
|
2. |
Suyu alınmış süt mevzuatı Dried Milk Regulations (Cap.132R) |
|
|
|
|
3. |
Gıda maddelerinde kullanılan tatlandırıcılar Sweeteners in Food Regulations (Cap.132U) |
|
|
|
|
4. |
Bozuk ve sağlığa uygun olmayan gıdalar Food Adulteration (Metallic Contamination) Regulations (Cap.132V) |
|
|
|
|
5. |
Gıda ve ilaçlarda etiketleme Food and Drugs (Composition and Labelling) Regulations (Cap.132W) |
|
|
|
|
İlgili dökümanlar
Technical Guidance Notes on Nutrition Labelling and Nutrition Claims
Method Guidance Notes on Nutrition Labelling and Nutrition Claims
Guide to Application for Small Volume Exemption (PDF)
Labelling Guidelines on Food Allergens, Food Additives and Date format
|
||
|
|
|
6. |
Gıda ticareti düzenlemeleri (Cap.132X) |
|
|
|
|
|
İlgili dökümanlar |
|
|
|
|
7. |
Dondurulmuş gıda düzenlemeleri Frozen Confections Regulation (Cap.132AC) |
|
|
|
|
|
İlgili dökümanlar |
|
|
|
|
8. |
Gıdaların içeriğindeki zararlı maddelerle ilgili düzenlemeler Harmful Substances in Food Regulations (Cap.132AF) |
|
|
|
|
9. |
İthal et, av ve kümes hayvanları ile ilgili düzenlemeler Imported Game, Meat and Poultry Regulations (Cap.132AK) |
|
|
|
|
|
İlgili dökümanlar |
|
|
|
|
10. |
Süt düzenlemeleri Milk Regulation (Cap.132AQ) |
|
|
|
|
|
İlgili dökümanlar |
|
|
|
|
11. |
Gıdaların içeriğinde bulunan mineral yağlar Mineral Oil in Food Regulations (Cap.132AR) |
|
|
|
|
12. |
Gıda koruyucu maddeler Preservatives in Food Regulation (Cap.132BD) |
|
|
|
|
|
İlgili dökümanlar |
|
|
|
|
13. |
Kesimhanelere İlişkin Düzenlemeri Slaughterhouses Regulation (Cap.132BU) |
|
HONG KONG’UN YATIRIM ORTAMI VE TÜRK FİRMALARINA YÖNELİK POTANSİYEL YATIRIM ALANLARI
Yatırım merkezi olarak Hong Kong
Güçlü Yönler: 2010 yılında ticaret hacmi bakımından Hong Kong’un dünya 10. su olup, dünya ticaret hacmi içindeki payının %2.8 olması, Asya bölgesindeki 160 noktada bulunan önemli ülke ve şehirlere dört saat, dünya nüfusunun yarısına beş saatlik uçuş mesafesiyle bağlantılı olması, tüm Asya Pasifik bölgesiyle ticaret ilişkilerine sahip olması, 150 yıldan daha uzun süredir gerek coğrafi yakınlık, gerek uygulanan ticaret politikaları ve uygulamalar bakımından Çin’e giriş ve Çin’in dünyaya açılış kapısı işlevi görmesi, serbest liman olması nedeniyle ithalat ve ihracatta gümrük, KDV, tüketim gibi vergi uygulamalarının bulunmaması, serbest ekonomisi ve uluslararası ilişkileri, gelişkin fiziki ve hukuki altyapısı, İngilizce’nin yaygın bir şekilde konuşulması, aynı zamanda Mandarin ve Cantonese dillerinde iletişim kurma olanağına sahip dinamik, iyi eğitimli, tecrübeli insan kaynaklarına sahip olması, dünyanın en iyi üniversiteleri listesinde ilk 50’de üç Hong Kong üniversitesinin bulunması, düşük ve basit vergi sistemleri, ekonomik durum ve mevzuata ilişkin her tür bilgiye internet üzerinden kolayca ulaşılabilmesi, yüksek düzeyli bilgi ve beceri sahibi profesyoneller ve yatırımcıları cezbeden liberal vize politikaları, yüksek teknoloji ar-ge altyapısı, fikri mülkiyet haklarının gelişkinliği Hong Kong’un cazip bir yatırım bölgesi olmasını sağlamaktadır. Çok önemli bir turizm, fuar, lojistik, ticaret ve finans merkezi olması bölgenin önemini daha da artırmaktadır. Ayrıca THY ile haftanın 6 günü doğrudan uçuş imkanı bulunması büyük bir avantajdır.
- Zayıf Yönler: Uzaklık, konut ve işyeri kiralarının çok yüksek olması, Hong Kong’un potansiyelinin ve ÇHC ile ilişkilerinin Türkiye’de yeterince tanınmaması, fuar, sergi, uluslararası konferans gibi etkinliklerde ülkemizin zayıf bir şekilde temsil edilmesi veya hiç bir şekilde temsil edilmemesi, Hong Kong’da yerleşik Türk nüfusunun az olması (250 civarında), ticaret odası şeklinde bir Türk yapılanmasının bulunmaması. -
- Tehditler: ÇHC’nin ucuz ithalat yapılabilecek ülke olarak algılanması, ÇHC’nde yaşanan sosyal ve ekonomik değişimlerin, Hong Kong ve ÇHC arasında gerek hizmet gerekse mal ticaretinin kolaylaştırılması bağlamında üçüncü taraflara sunulan fırsatlardan ülkemiz iş dünyasının yeterince yararlanamaması, , Hong Kong’da şirket kurma prosedürlerinin kolaylığı nedeniyle pek çok Türk’ün Hong Kong’da kurdukları tabela şirketler vasıtasıyla belge düzenleyerek kolay ithalat yapmaları, Ülkemiz işadamlarının sanal ortamda karşılaştıkları Çinlilerle herhangi bir sözleşme yapmadan giriştikleri ticari işlemlerde kayba uğramaları, Hong Kong’da hukuk hizmetlerinde ücretlerin çok yüksek olması nedeniyle sorunların hukuk yoluyla çözülememesi. -
- Fırsatlar: Gelen turist sayısının (2010 yılında 22 milyonu Çinli toplam 36 milyon turist) yüksek olması nedeniyle yapılacak promosyonların çok daha büyük kitlelere ulaşma imkanı olması, ülkemizle ilgili olarak işdünyasında kötü bir önyargı bulunmaması, aksine güçlü bir ekonomiye sahip gelecek vaad eden bir ülke olarak tanınmamız, Hong Kong’un ve dünyanın önemli firmalarindan Li & Fung Grubunun ülkemizde Avrupa operasyonlarını yönetmek üzere ofis kurmuş olması ve ülkemizden Uzakdoğuya mal taşıma ve dağıtma konusunda istekli olması.
Potansiye yatırım alanları:
- Mesleki hizmetler: hukuk, kalite control, test ve sertifikalandırma hizmetleri, ticaret ve yatırım danışmanlığı,
- Tüketici ürünleri: Mücevherat, yüksek kaliteli giyim, , kozmetik, hediyelik eşya ve promosyon eşyası, gıda (unlu mamuller, taze ve kuru meyve, meyve suları, içme suyu, zeytinyağı, şarap, makarna, çay, atıştırmalık gıda ürünleri, şekerleme vb) satışı
- Sanat, kültür ve multimedia ürünleri,
- Finansal ürünler,
- Yazılım, yeni ürün ve hizmetler, tasarım, üretim ve pazarlanması,
- Veri merkezi (Data center) hizmetleri,
- Yat turizmi ve yat pazarlanması,
- Restoran,
- Otel işletmeciliği,
- Kişisel bakım hizmetleri,
- Seyahat hizmetleri,
- Lojistik hizmetleri,
- Kültür ve Sağlık turizmi,
- Fuar ve sergi hizmetleri
13-16 NISAN 2011 TARIHLERINDE BASLAYACAK OLAN HONG KONG ELEKTRONIK FUARI ICIN SINIRLI SAYIDA KONTENJANIMIZ VARDIR... 00 852 6055 7533
GECEN YILKI FUARDAN RESIMLER
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
|||
![]() ![]() |
|||
![]() ![]() |
|||
|
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Hong Kong Elektronik Fuarı,Hong Kong Elektronik Fuarı - Fuar Turizm Hong Kong Elektronik Fuarı - - Hong Kong - Electronics Fair Elektrik Elektronik fuarı Hong Kong ÇİN 13.04 ...Hong Kong Elektronik Fuarı,Hong Kong Elektronik Fuarı - Fuar Turizm Hong Kong Elektronik Fuarı - - Hong Kong - Electronics Fair Elektrik Elektronik fuarı Hong Kong ÇİN 13.04 ...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Pekin Ticaret Ofisi, TİM Yasası’nın işe yaradığının somut örneğini oluşturdu
DEVLET Bakanı Zafer Çağlayan’la birlikte Lufthansa Center’daki Türkiye’nin Pekin Ticaret Ofisi’ndeyiz. Ofisin hayata geçmesi konusunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye teşekkür etti:
- Bu ofis, Sanayi ve Ticaret Bakanı’yken benim de karşı çıktığım TİM Yasası’nın ne kadar önemli olduğunun somut bir örneği.
- Türkiye’nin Pekin Ticaret Ofisi ile TİM Yasası’nın ne ilgisi var?
- Bu ofis, ihracatçı birliklerinden aktarılan kaynaklarla açılabildi. Faaliyetleri de yine oradan gelecek kaynaklarla yürüyecek.
TİM, birkaç ay önce yasal alt yapıya kavuştu. Yasa TBMM’de görüşülürken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile TÜSİAD karşı çıktı. Tezleri de özetle şöyleydi:
- İhracatçı canla başla çalışıp, Türkiye’nin ihracatını artırmaya çalışıyor. İhracatçının kâr etmesi de eskisi kadar kolay değil. Bu ortamda 200 milyon dolarlık toplam kesinti gündeme geliyor. Bu durum ihracatçıyı zorlar.
Çağlayan, itirazları artık “yersiz” bulduğunu şöyle anlattı:
- Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı olunca, TİM Yasası’nın gerekliliğini anladım. İhracatçıdan yılda 200 milyon dolar kesinti yapılması da söz konusu değil. Çünkü, kesinti için üst limit binde 1, alt limit ise onbinde 2...
Mehmet Büyükekşi araya girdi:
- Demir çelik ve otomotiv sektörünü kucaklayan ihracatçı birliklerimiz alt limit dolayında bir kesinti oranı belirledi.
Çağlayan sürdürdü:
- Kesintiyi binde 1’den varsaysak bile 2009 ihracatımız 100 milyar doları bulursa, 100 milyon dolarlık kaynak ortaya çıkacak.
Sonra bir ayrıntının altını çizdi:
- 50’yi aşkın ihracatçı birliğimiz arasında ortak bir havuz oluşturulacak. Bu havuzda en iyimser hesapla yılda 8 milyon dolar birikecek. Buradan zorlanan bazı ihracatçı birliklerimize destek sağlanacak.
- Havuzdaki para dış ticaretten sorumlu bakana makam aracı almak için de kullanılacak mı?
- Devletim yenilemek gerektiğinde bana makam aracı alır. Bu arada şunu da belirteyim, ihracatçı birliklerinde personel giderlerini yüzde 40’la sınırladık. Üç yıl içinde bu sınıra inmeyen birlik kapatılacak.
- Personel gideri yüzde 40’ı aşan çok birlik var mı?
Büyükekşi yanıtladı:
- Bazı birliklerimizde personel gideri yüzde 87’yi bile buluyor.
Çağlayan, kuralın kendisini de sınırladığına dikkat çekti:
- Bu uygulamayla kendimi de bağlamış oldum. İstesem de ihracatçı birliklerine personel aldıramam.
Çağlayan, Türkiye’nin dünyada 115 dolayındaki ticaret müşavirini, ihracatçı birliklerinden sağlanacak kaynaklarla “ticaret ofisleri”yle güçlendirip, “yerel eleman” formülünü de yaygınlaştıracak...
Yani, ihracatçıya kendi kaynağıyla dünyada rehberlik yapacak...
Bu yöntem pazarları çeşitlendirip, ihracatı artırırsa, hem ihracatçının, hem de Türkiye’nin yüzü gülecek...
Çin’de ‘aganigi’ işe yaramadı, fındıklı yoğurt gündeme geldi
TÜRKİYE’de bir dönem, “aganigi naganigi” reklamları yapıp, “Her gün bir avuç fındık iyi gelir” çağrısına sarılan Fındık Tanıtım Grubu, aynı yöntemle Çin pazarına da yüklendi.
Aradan geçen zaman, Fındık Tanıtım Grubu’na, şunu öğretti:
- Çinli, sade fındık yemez...
Pekin’deki Türk Ticaret Merkezi’nde Fındık Tanıtım Grubu’nun da bir odası var. Görevliler Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’a çalışmalarını anlattı:
- 3 yıl önce Çin’e 1 milyon dolar olan fındık ihracatımız 7 milyon dolara çıktı. Bunda strateji değiştirmemiz etkili oldu.
- Nasıl bir strateji değişikliği?
- Çin’deki çikolata ve dondurma üreticileriyle örnek çalışmalar yaptık. Fındık çikolatanın yanı sıra dondurmaya da girdi. Şimdi fındıklı yoğurt da çıkacak.
7 milyon dolarlık fındık, Çinli’nin dişinin kovuğunu doldurmaya bile yetmez ama stratejinin değişmesi işe yaramış görünüyor...
Ticaret Müşaviri uğraştı, Türk şarapları Şanghay’da market raflarına girdi
DEVLET Bakanı Zafer Çağlayan, Pekin’de Çin’e yakın 15 ülkedeki 17 ticaret müşavirini topladı, 7.5 saat durum değerlendirmesi yaptı.
Toplantıya katılan ticaret müşavirleri şöyleydi: Osman Yaşar Bekaroğlu (Tokyo), Ender Öncü (Pekin), Gökhan Bayar (Cakarta), Refik Özgür (İslamabad), Ziya Demirdüzen (Yeni Delhi), Selçuk Ün (Bankok), Aydın Temizer (Kabil), Yalçın Gübe (Ulan Bator), Hasan Önal (Kuala Lumpur), İmran Er (Manila), Onur Akalın (Seul), Gökhan Örnek (Singapur), Gülçin Aytekin (Hong Kong), Nail Ersoy (Karaçi), Ergüç Ülker (Melburn), Mehmet Bozkurt (Sidney), Serdar Afşar (Şanghay).
Çağlayan’ın “Uç beyleri ve bayanları” diye tanımladığı ticaret müşavirleri, ilk kez gerçekleşen buluşmada doğrudan Bakan’a sunum yapma fırsatı bulup, ihracatı artırma formüllerini aktarmaya çalıştı.
Hong Kong Ticaret Ataşesi Gülçin Aytekin, “Hong Kong, şarapta vergiyi kaldırıp, kapılarını açtı, durumu 60 şirkete bildirdim, ilgilenen çıkmadı” diye yakınırken, Şanghay Ticaret Ataşesi Serdar Avşar, bir gelişmeyi bildirdi:
- Şanghay’da bazı market zincirleri artık Türk ürünleri köşesi oluşturacak. Çabalarımız sonucu Doluca, Kavaklıdere ve Sevilen şarapları Şanghay’da marketlere girmeye başladı...
Türk şaraplarının Çin’e kadar uzanması önemli bir açılım...
Hong Kong Ticaret Atesesi Sayin Gülçin Aytekin`in
Exploring Businesses - Understanding European & Emerging Markets Sunumu
http://www.hkecic.com/eclink/detailDisplay.jsp?U2VtaW5hciAmIFNwZWNpYWwgRXZlbnQkJDIwMTAwNjI0IEd1bGNpbiBBeXRla2lu
2011 YILI BİREYSEL DESTEK KAPSAMINDAKİ HONG KONG FUARLARI
Fuar Adı :HONG KONG TOYS & GAMES FAIR
Tarih : 10 – 13 Ocak 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :HONG KONGInternational Stationery Fair
Tarih : 10 – 13 Ocak 2011
Web Sitesi : www.messefrankfurt.com.hk, www.hkstationeryfair.com
Fuar Adı :HONG KONG FASHION WEEK
Tarih : 17 – 20 Ocak 2011
Web Sitesi : http://hkfashionweekfw.com
Fuar Adı :HKIFFF - HONG KONG INTERNATIONAL FUR AND FASHION FAIR
Tarih : 25 – 28 Şubat 2011
Web Sitesi : www.hkfourfad.com.hk
Fuar Adı :Asia's Fashion Jewellery & Accessories Fair (March - June-September)
Tarih : 03 – 06 Mart 2011
Web Sitesi : www.ubmasia.com
Fuar Adı :Hong Kong International Jewellery Show
Tarih : 04 – 08 Mart 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :Asian Aerospace
Tarih : 08 – 10 Mart 2011
Fuar Adı :Hong Kong International Stationery Fair
Tarih : 09 – 11 Mart 2011
Web Sitesi : www.messefrankfurt.hk
Fuar Adı :Interstoff Asia Essential – Spring
Tarih : 16 – 18 Mart 2011
Web Sitesi : http://www.messefrankfurt.com.hk
Fuar Adı :Gifts & Premium - China Sourcing Fair: Gifts & Premiums
Tarih : 20 – 24 Mart 2011
Web Sitesi : www.chinasourcingfair.com
Fuar Adı :FILMART
Tarih : 22 – 24 Mart 2011
Web Sitesi : www.hkfilmart.com
Fuar Adı :HKTDC Hong Kong Houseware Fair
Tarih : 30 Mart – 01 Nisan 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :APLF - Fashion AccessAsia Pacific Leather Fair - Fashion Access
Tarih : 30 Mart – 01 Nisan 2011
Web Sitesi : www.aplf.com
Fuar Adı :YARN EXPO
Tarih : 31 Mart – 02 Nisan 2011
Web Sitesi : http://www.messefrankfurt.com.hk
Fuar Adı :HKTDC Hong Kong Electronics Fair - Spring Edition
Tarih : 13 – 16 Nisan 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :HKTDC Hong Kong Houseware Fair
Tarih : 20 – 23 Nisan 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :CSF GIFTS & PREMIUM
Tarih : 20 – 23 Nisan 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :CSF Fashion Accessories + Underwear & SwimmwearChina Sourcing Fair: Fashion Accessories und China Sourcing Fair: Underwear & Swimmwear
Tarih : 27 – 30 Nisan 2011
Web Sitesi : www.chinasourcingfair.com
Fuar Adı :HOFEX - International Exhibition of Hospitality Equipment, Supplies & Technology, Food & Drink
Tarih : 11 – 14 Mayıs 2011
Web Sitesi : www.chinaallworld.com, www.allworldexhibitions.com, www.hofex.com
Fuar Adı :INTERSTOFF ASIA
Tarih : 12 – 16 Haziran 2011
Web Sitesi : www.messefrankfurt.com.hk
Fuar Adı :Asia's Fashion Jewellery & Accessories Fair (March - June-September)
Tarih : 22 – 25 Haziran 2011
Web Sitesi : www.ubmasia.com
Fuar Adı :JGF June Hong Kong Jewellery and Gem Fair
Tarih : 23 – 26 Haziran 2011
Web Sitesi : www.ubmasia.com
Fuar Adı :HKIFFF - HONG KONG INTERNATIONAL FUR AND FASHION FAIR
Tarih : 22 – 26 Ağustos 2011
Web Sitesi : www.hkfourfad.com.hk
Fuar Adı :Natural Products Expo Asia
Tarih : 26 – 28 Ağustos 2011
E Mail :
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Fuar Adı :ASIA FRUIT LOGISTICA
Tarih : 07 – 09 Eylül 2011
Web Sitesi : www.messe-berlin.de
Fuar Adı :Hong Kong International Jewellery Show
Tarih : 14 – 16 Eylül 2011
Web Sitesi : www.tdctrade.com
Fuar Adı :JGF September Hong Kong Jewellery and Gem Fair
Tarih : 19 – 25 Eylül 2011
Web Sitesi : www.ubmasia.com
Fuar Adı :Asia's Fashion Jewellery & Accessories Fair (March - June-September)
Tarih : 19 – 22 Eylül 2011
Web Sitesi : www.ubmasia.com
Fuar Adı :ElectronicAsia International Trade Fair for Components, Assemblies and Display Technologies
Tarih : 13 – 16 Ekim 2011
Web Sitesi : www.electronicaisa.com
Fuar Adı :COSMOPROF ASIA Asia Pacific Beauty Fair
Tarih : 09 – 11 Kasım 2011
Web Sitesi : www.cosmoprof-asia.com
Fuar Adı :COSMOPROF ASIA - Asia Pacific Beauty Fair
Tarih : 10 – 12 Kasım 2011
Web Sitesi : http://www.cmpasia.com
Çin’e Hangi ihracatımız Artiyor
Çin’e artan bir ihracatımız var, ve her ay basında Çin’e ihracatımız şu kadar arttı bu kadar arttı gibi magazinsel haberler zaten yer alıyor. Biz işin magazinsel tarafının dışında Çin’e olan ihracatımızın sektörel tarafına bakacağız.
Çin’e olan ihracatımız
Çin’e olan ihracatımız 2007 yılında ilk 1 milyar dolar rakamını gördü, bu yılın sonunda da 2 milyar doları geçmesi bekleniyor. 2007 yılında aynı zamanda Çin’den olan ithalatımız da ilk 10 milyar doların üzerine çıktı ! 2008 yılında Çin’e olan ihracatımız 1.4 milyar olurken, ithalatımız ise orantısız şekilde artarak 15.6 milyar dolar seviyesine çıkmıştı. 2009 kriziyle beraber ithalatımız düşerken, Çin’e olan ihracatımız bir önceki yıla göre artış göstermişti. 2010 yılının ilk 10 ayını baz alarak, 2009 ve 2008 yıllarıyla ihracat rakamlarımızın karşılaştırmasını yapıp, daha sonra da sektörel olarak ihracat rakamlarını inceleyeceğiz.
2010 yılı ilk 10 ayında Çin’e olan ihracatımız; 1.887.501.141,00
2009 yılı ilk 10 ayında Çin’e olan ihracatımız; 1.204.416.567,40
2008 yılı ilk 10 ayında Çin’e olan ihracatımız; 1.283.304.289,35
Çin’e olan ihracatın lokomotifi madencilik
2010 yılı ilk 10 ay itibarıyla Çin’e olan ihracatımızın %69′unu Madencilik sektörü oluşturmaktadır. Madenciliğin 2009 yılında ilk 10 ayında Çin’e ihracatımızdaki payı %59,54 oranındaydı, 2008 de ise %62,80 civarındaydı. 2009 yılının ilk 10 ayında Çin’e olan maden ihracatımız 717 milyon dolardan, %83 oranında artarak 1,302 milyon dolara yükselmiştir.
- Madencilik, Çin’e olan ihracatımızda bulunan diğer ürünlerin toplamının iki katından %7 daha fazladır (%69 Madencilik, %31 diğer ürünler)
- Çin’e olan ihracatımız, Çin sanayisine bağlıdır, Çin sanayisi geliştikçe gelişecek, sanayideki yaşanacak en ufak dalgalanmada alabora olacaktır. Çin’e olan ihracatımız bu yüzden sağlıklı değildir, sektörel olarak dengeyi gözetmemiz gerekmektedir.
- Pazar için teşvikler bulunmasına rağmen bu teşviklerden firmalar bilinçli şekilde yararlanamamaktadır. Devletin bazı konularda yapacağı çalışmalarla ihracatımızı çeşitlendirmek ve olanlarda iddialı hale gelmek mümkündür.
- Çin’e tekstil ihracatımız artış göstermektedir, bu pazarda da güzel bir yer edinmek için “Markalaşmaya” önem verilmelidir. Dünya döndükçe aynı kalitede daha ucuza yapan birileri mutlaka olacaktır. Tüketici alışkanlıklarının yeni şekillendiği Çin’de markalaşarak şimdiden pazar payı almak önemlidir. Hazır Giyim önem kazanmaktadır.
Yavuz Selim Sen, cin gunlugu
|
Antalya Mermeri Dünyaya İhraç Ediliyor
|
||||
|
|
|
|
||
|
|
|||
Geçen yıl 23 milyon dolarlık mermer ihracatı gerçekleştirdiklerini anlatan Gülmez, ''Bu yıl sonu itibariyle 30 milyon dolarlık mermer ihracatı hedefledik. Adalya olarak mermerde dünya markası olduk. Dünyada mermer sektörü Adalya'yı ve Türk mermerini çok iyi tanır'' dedi.
Çin, ABD, Avustralya, İtalya ve Irak başta olmak üzere 35 ülkeye yılda 110-120 bin ton blok mermer ihracatı yaptıklarını anlatan Gülmez, ürettikleri mermerlerin dünyanın en prestijli yerlerinde kullanıldığını bildirdi. Gülmez, şöyle devam etti:
''Mermer ihracatının yüzde 70'i Çin'e yapılıyor. Bugün Çin'in en büyük kumarhanesinde Antalya'dan çıkarılan Türk mermeri kullanıldı. Katar Emiri'nin sarayı yine Türk mermeri ile donatıldı. Türkmenistan'da Türkmenbaşı'nın isteği üzerine yapılan bu ülkenin en prestijli sinemasında yine Türk mermerleri yer aldı. Saray gibi bir sinema. 8 bin metrekare mermer kullanıldı. Üç ayda tamamlandı. Bu sinemanın sadece mermer maliyeti 600 bin dolar civarında. Azerbaycan'da Kafkas River Side Hotel'in mermeri de bizim ülkemizin mermeri, Adalya markalı.
ABD'de Florida bölgesinde Bin Okyanus (1000 Oceans) adlı çok önemli üst gelir grubu için yapılan rezidanslarda bizim mermerlerimiz kullanıldı. Suriye'de de önemli projelerde mermerlerimiz yer alıyor. Dünya bizi tanıyor.''
ABD'de iki yıl önce baş gösteren Mortgage Krizi'nin etkisinin azaldığını ifade eden Gülmez, ''ABD pazarında son iki yıldır yaşanan küresel krizin başlangıcı olan Mortgage Krizi nedeniyle duran talep daralması bu yıl içinde hareketlendi. ABD pazarında da bir hareketlilik var. Şu anda normale döndü'' dedi.
ÇİN'E NARENCİYE İHRACATI
Güney Kıbrıs’ın Çin’e narenciye ihraç etmesine ilişkin anlaşmanın parafe edildiği, çok yakın zamanda imzalanacağı bildirildi.
Haravgi gazetesine göre, Güney Kıbrıs’ın Çin Büyükelçisi Marios İeronimidis, ikili anlaşmanın imzalanması için Güney Kıbrıs’ta iki ülkenin yetkili kurumları arasında görüşmelerin yapıldığını, ithalata ilişkin bazı düzenlemelerin gerçekleştirildiğini ifade etti.
Çin heyetinin Rum hükümetine teknik düzenlemelerle ilgili bir dizi soru yönelttiğini söyleyen İeronimidis, Güney Kıbrıs’tan yanıt gelir gelmez bir görüşmenin daha gerçekleşeceğini belirtti.
İeronimidis, hiçbir AB ülkesinin, narenciye ihracatı konusunda Çin ile ikili anlaşma imzalamadığına dikkat çekti.
KIBRIS BANKASI İLE CHİNA DEVELOPMENT ARASINDA İŞBİRLİĞİ
Öte yandan Haravgi gazetesi bir başka haberinde, “Kıbrıs Bankası Grubu” ile China Development Bank Corporation arasında 18 Ocak tarihinde karşılıklı işbirliği memorandumunun imzalandığını aktardı.
Habere göre işbirliğinin amacı, Güney Kıbrıs, Çin ve Yunanistan arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirecek kalkınma çalışmaları, denizcilik ve yenilenebilir enerji kaynakları gibi alanlarda yatırımların ortak bir şekilde finanse edilmesi.
Güney Kıbrıs’ın Çin’e narenciye ihraç etmesine ilişkin anlaşmanın parafe edildiği, çok yakın zamanda imzalanacağı bildirildi.
Haravgi gazetesine göre, Güney Kıbrıs’ın Çin Büyükelçisi Marios İeronimidis, ikili anlaşmanın imzalanması için Güney Kıbrıs’ta iki ülkenin yetkili kurumları arasında görüşmelerin yapıldığını, ithalata ilişkin bazı düzenlemelerin gerçekleştirildiğini ifade etti.
Çin heyetinin Rum hükümetine teknik düzenlemelerle ilgili bir dizi soru yönelttiğini söyleyen İeronimidis, Güney Kıbrıs’tan yanıt gelir gelmez bir görüşmenin daha gerçekleşeceğini belirtti.
İeronimidis, hiçbir AB ülkesinin, narenciye ihracatı konusunda Çin ile ikili anlaşma imzalamadığına dikkat çekti.
KIBRIS BANKASI İLE CHİNA DEVELOPMENT ARASINDA İŞBİRLİĞİ
Öte yandan Haravgi gazetesi bir başka haberinde, “Kıbrıs Bankası Grubu” ile China Development Bank Corporation arasında 18 Ocak tarihinde karşılıklı işbirliği memorandumunun imzalandığını aktardı.
Habere göre işbirliğinin amacı, Güney Kıbrıs, Çin ve Yunanistan arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirecek kalkınma çalışmaları, denizcilik ve yenilenebilir enerji kaynakları gibi alanlarda yatırımların ortak bir şekilde finanse edilmesi.
Simav'dan Çin'e Mermer İhracatı
Dünya mermer rezervinin yüzde 39'una sahip olan Türkiye'de, hızla artan doğal taş üretimi, Kütahya Simav’da yeni bir sektör haline geldi. İlçenin Samat Köyü Bahçeli Mevkiinde 100 hektarlık bir alanda eşine dünyada çok az rastlanan beyaz mermer üretimine başlayan Simavlı genç girişimci Hüseyin Kocadağ, ilk ürünün Çin’e gönderileceğini bildirdi
Dünya mermer rezervinin yüzde 39'una sahip olan Türkiye'de, hızla artan doğal taş üretimi, Kütahya Simav’da yeni bir sektör haline geldi. İlçenin Samat Köyü Bahçeli Mevkiinde 100 hektarlık bir alanda eşine dünyada çok az rastlanan beyaz mermer üretimine başlayan Simavlı genç girişimci Hüseyin Kocadağ, ilk ürünün Çin’e gönderileceğini bildirdi.
Bölgede elde ettiği beyaz mermer denilen Oniks numunelerini İzmir başta olmak üzere Ankara, İstanbul ve Antalya’da bulunan ihracatçı firmalar aracılığı ile dünyanın dört bir yanına gönderdiğini anlatan Kocadağ, yabancıların Simav Beyaz Mermerine olağanüstü bir ilgi gösterdiğini ve ürünleri almak için sıraya girdiğini söyledi. Üretilen ilk parti 400 ton beyaz oniksleri en yüksek fiyatı veren Çin’e göndermeye hazırlandıklarını vurgulayan Hüseyin Kocadağ, yeni başladığı işletmesini genişletmeyi planladığını kaydetti. Bölgenin dünyanın en zengin beyaz mermer yataklarına sahip bulunduğunu anlatan Hüseyin Kocadağ, sıfırdan başladığı üretime hız vererek mermer üretiminde İç ege’nin lokomotifi bir işletme haline gelerek büyük hedeflere ulaşmak istediğini söyledi.
Beyaz Mermer işletmeciliğinin yakında bölgede işsizliği önlemede önemli bir potansiyel haline geleceğine dikkat çeken Hüseyin Kocadağ, bu konuda devletten de kendilerine destek beklediklerini kaydetti. Simav’da yer altından çıkarılan beyaz mermerin dünyada eşine çok az rastlanan beyaz oniks olduğunun altını çizen Hüseyin Kocadağ,” Simav tam bir maden zengini. Ancak kimse farkında değil. Simav’ın yer altı zenginlikleri yeryüzüne çıkarılsa bırakın Simav’ı Türkiye’de işsizlik diye bir şey kalmaz. Simav’ın yer altı zenginliklerini yeryüzüne çıkarıp işlemek için inanın bir insanın ömrü yetmez. Para kazanmak isteyen özel sektörün benim gibi Simav’ı keşfetmelerini bekliyorum” şeklinde konuştu.
Kocadağ, Simav’da üretilen beyaz onikslerin yüksek kalitesi nedeniyle dünyada çok rahat pazar bulacağına inandığını kaydetti.
Çin’e zeytinyağı ihracatı
Çin’e zeytinyağı ihracatı yapmak için herhangi bir belge veya izin sertifikası sahibi olmak gerekmemektedir. İhraç edeceği mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi (tek vergi numarası sahibi) gerçek ve tüzel kişi tacirler, esnaf ve sanatkar odalarına kayıtlı olup, üretim faaliyeti ile iştigal eden esnaf ve sanatkarlar ihracat yapabilirler. İhracatçılar Birliği’ne üye olmak gibi bilgiler için bize e-mail gonderebilirsiniz.
Zeytinyağı ihracatında mevzuat açısından; ihracını düşündüğünüz zeytinyağı ve benzeri ürünler 1509 faslında olup, ihracı kayda bağlıdır. Bu malların ihracından önce gümrük beyannamelerinin İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği tarafından kayda alınması gerekir. İhracatta, borsa tescil beyannamesi de aranan ürünler listesindedir.
İhracını düşündüğünüz zeytinyağı ve benzer ürünleri Çin’e nasıl ihracat yaparsınız, o ülkenin ithalatında gümrük mevzuatı ile iş/yatırım konuları, Çin gümrüklerince uygulanan gümrük vergi oranları, Çin ithalat mevzuatı ve benzeri pratik bilgilerini ogrenmeniz gerekir.
Çin’e ihracat yapmaya başlamadan önce ülkemiz ile Çin arasında ticari ilişkiler ve ticari anlaşmalar, Çin pazarının genel özellikleri, Çin pazarı gibi bilgileri araştırmanızda fayda var.
Çin gümrüğünde gerekli belge ve prosedürler hakkındaki detaylı bilgilere bize ulasarak ürün gtip no (product code -Zeytinyağı için 1509) yazarak faydalanabilirsiniz.
İhracata başlarken alıcılarla görüşmeniz esnasında ödeme, teslim şekilleri vs. gibi konular ile ilgili sorularınız olursa her zaman size yardımcı olabilirim. Bununla birlikte, malın gümrükten çıkış aşamasındaki operasyonel işlemlerinizde (gerekli belge ve prosedürler için) konusunda uzman tecrübeli gümrük müşavirleri, yapacağınız ihracat karşılığında kdv ödenmemesi gibi konularda ise mali müşavirinizle görüşmenizi tavsiye ederim.
TÜRKİYE ÇİN’E NE KADAR ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRAÇ EDİYOR?
Çin, Türkiye’nin en fazla dış ticaret açığı verdiği ülkelerin başında geliyor. Türkiye Çin’e karşı 15 milyar dolar seviyesinde dış ticaret açığı veriyor. Bu açıdan baktığımızda ülkemize her zaman net döviz girdisi sağlayan zeytin ve zeytinyağı sektörü, Türkiye’nin Çin’e karşı verdiği dış ticaret açığını azaltma şansına sahip bir sektör. Bugün için Türkiye Çin’e yaklaşık 2.6 milyon dolar civarında zeytin ve zeytinyağı ihraç etmekte olup, Çin’in bu konudaki ithalatından yüzde 5 seviyesinde pay almaktadır. Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, şu anda İtalyan ve İspanyolların hakimiyetindeki pazarda yapacağı çalışmalarla payımızı arttırmayı hedefliyor.
Adem Ozcan (www.cinihracatithalat.com)
| Adana Ticaret Odası'ndan Hong Kong ve Çin'e Ziyaret | |
|
Adana Ticaret Odası'nın (ato) 40 İşadamının Katılımıyla Hong Kong ve Çin'e Gerçekleştirdiği Ziyaretinin, Yeni ve Önemli İş |
|
|
Haber Yayın Tarihi: 24.10.2010 |
|
|
Adana Ticaret Odası'nın (ATO) 40 işadamının katılımıyla Hong Kong ve Çin'e gerçekleştirdiği ziyaretinin, yeni ve önemli iş ATO'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, AB İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) işbirliğiyle, katılımcı firmaların KOSGEB'in 'Yurtdışı İş Gezisi Desteği Programı'ndan yararlanmaları da sağlanarak, Hong Kong ve Çin'e ziyaret gerçekleştirildi. Ziyaret kapsamında işadamlarının dünyanın en büyük sektörel fuarlarına katılımı sağlanırken, bu ülkelerdeki işadamları ile Türk işadamları arasında gerçekleştirilen ikili işbirliği görüşmeleri ile de uluslararası ticareti, ekonomik işbirliğini, yerli ve yabancı işletmeler arasındaki ticareti geliştirebilme imkanı yaratıldı. CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve ATO Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Baş'ın da katıldığı ziyaret kapsamında ilk olarak, Türkiye'nin Hong Kong Başkonsolosluğu ziyaret edildi. Başkonsolos Mehmet Raif Karaca, yaptığı sunumda, Hong Kong'un, Asya'nın en büyük serbest pazarı ve dünyanın da en büyük limanlarından birine Türkiye'nin Hong Kong Ticaret Ataşesi Gülçin Aytekin de, Çin'de son derece büyük bir tüketici kitlesi bulunduğuna dikkati çekerek, 'Milli gelir hızla artıyor ve Heyet daha sonra, Hong Kong Ticaret Odası, Asia World Expo'da düzenlenen 'Elektronik, Komponent ve ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baş, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, son derece yararlı bir organizasyon gerçekleştirildiğini belirterek, 'Heyette yer alan işadamlarımız sektörlerindeki son Türk ekonomisinin gelişmesinin tek yolunun, yeni pazarları keşfetmekten ve bu pazarları değerlendirmekten geçtiği vurulayan Baş, şunları kaydetti: 'Bu ziyaretimizin Adana ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki gelişiminde son derece önemli katkılarda bulunacağına inanıyoruz. Ziyaretimiz sonrasında elde ettiğimiz deneyim ve başarılı sonuçlar, bu tür organizasyonları önümüzdeki dönemde de sürdürebilme konusunda bizlere önemli bir motivasyon |
|
Batman'dan Çin'e mermer ihracatı
Batman'da kendi ocaklarında mermer üreten Dalay Mermer Fabrikası, Türkiye'den Çin'e ihracat gerçekleştiren çok az firmadan biri, Batman'dan ise Çin'e ihracat gerçekleştiren tek firma. Suudi Arabistan ve Irak'a da ürün ihraç eden firma, Hindistan ve Libya gibi ülkelerden de ciddi talepler alıyor.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BATSO), geleneksel hale gelen Organize Sanayi Bölgesi'ndeki üretici firmalara yönelik tanıtım ziyaretinde, bu hafta ilk mermer firmasına tanıtım gezisi düzenlendi. Geziye BATSO yöneticileri, Batman Ticaret ve Sanayi İl Müdürü Abdülkadir Ekmen ve basın mensupları katıldı.
Fabrikayla ilgili bilgi veren Genel Müdür Mehmet Fadıl Dalay, üretime ilk olarak 1989 yılında başladıklarını belirtti. Dalay, Türkiye'den Çin'e ihracat gerçekleştiren çok az firmanın olduğunu, Batman'da ise Çin'e ihracat gerçekleştiren tek firma olduklarını söyledi.
Dalay, ayrıca, Suudi Arabistan ve Irak'a ürün ihraç ettiklerini, Hindistan ve Libya gibi ülkelerden de ciddi talepler aldıklarını dile getirdi. Toplam 9 milyon lira maliyetle kurulan fabrikanın 5 bin 300 metrekaresi kapalı olmak üzere, toplam 20 bin metrekare alan üzerine kurulduğunu anlatan Dalay, yıllık üretim kapasitelerinin 38 bin metrekare olduğunu ve fabrikada 61 personelin görev yaptığını belirtti.
Hammaddelerini, kendilerine ait ocaklardan temin ettiklerini kaydeden Dalay, ürün çeşitliliği olarak Türkiye'de sayılı birkaç mermer fabrikasından biri olduklarına dikkat çekti.
Kurumsallaşma yolunda önemli adımlar attıklarını ve son teknolojik makinelerle üretim yaptıklarını kaydeden Dalay, en büyük problemin yetişmiş eleman konusunda yaşandığını, bu yüzden tam kapasite ile çalışamadıklarını anlattı.
BATSO yöneticileri, son teknolojik makinelerle üretim yapan ilk mermer firmasının Batman'a önemli bir katma değer kattığını vurguladı. Yöneticiler, bu şekilde önemli yatırımların Batman'da artması temennisinde bulundu. Yöneticiler, ayrıca, birçok üreticinin yetişmiş eleman sıkıntısı yaşadığını bildiklerini ve bu konuda Oda olarak yakın zamanda kurslar açarak, bu açığı kapatmaya çalışacaklarını söylediler.
Batman Ticaret ve Sanayi İl Müdürü Abdulkadir Ekmen de BATSO'nun bu gezileri düzenleyerek, çok önemli bir hizmet gerçekleştirdiğini, bu şekilde kamuoyunun ve Batmanlıların ildeki yatırımları tanıma imkanına kavuştuğunu dile getirdi.
Tanıtım toplantısı sonunda BATSO Başkanı Teymur, Firma Genel Müdürü Dalay'a Hasankeyf işlemeli bir tabak hediye ederken, Dalay da tanıtım ziyaretleri dolayısıyla Teymur'a teşekkür plaketi sundu.
FINDIK TANITIM GRUBU

Yukarıda yazmış olduğum bu cümle Fındık Tanıtım Grubu Çin sorumlusu Pınar Dedeoğlu hanıma ait. Kendisiyle Shanghai Unlu mamülleri fuarında karşılaştık ve konuşma fırsatı bulduk.
Çin’e ihracat yapmak isteyen iş adamlarına yönelik ve Fındık Tanıtım Grubu (FTG) hakkında, kendisiyle daha kapsamlı ropörtaj yapacağız. Biz bugün Pınar hanım dan aldığımız tüyoları paylaşacağız. Fındık Tanıtım Grubu Çin pazarını 2001 de keşfeder, ama Çin’de var olmaları, planlı programlı çalışmaları 2005 yılında başlar.
Pınar hanım o zamandan beri FTG nin başında, Çin’de olmayan bir ürün olan Fındığı Çinlilere anlatmakla görevlendirilmiş. Biz kendisiyle konuşurken Fındığı çocuğunu anlatır gibi anlatıyor. Çinlilere fındığın nerelerde kullanıldığını, hangi üründe nasıl kullanıldığını hep FTG anlatmış.
Pınar hanım hemen bana Holiland ile yaptıkları iş birliğinin broşürünü gösteriyor. Holiland, Çin’de 800 şubesi bulunan pastahaneler zinciri ve FTG Holiland ile iş birliği yaparak fındıklı iki farklı ürün geliştirmiş. FTG nin başarıları bunlarla da sınırlı değil, burada çikolatalarda, dondurmalarda da FTG nin fındıkları kullanılıyor.
Çinlilerin fındık ürettiklerini hatırlatıyoruz Pınar hanıma bir an için iç geçiriyor. Maalesef diyor Çinliler de fındık üretmeye başladı. Kendisi Çinlilerin fındık yetiştirdiği bölgeye gitmiş ama iklim bizim iklim gibi elverişli değil diyor. Fındıkları bizim fındık gibi yağlı değilmiş. FTG nin Çin’deki rakibi şuan için Amerikan fındığıymış.
FTG şu sıralar yeni ürün geliştirmekte uğraşıyormuş, Pınar hanım bize her sene sabırla bir alana yoğunlaştık diyor. Yeni ürün hakkında ben şimdilik bilgi vermeyeceğim, Pınar hanım bu konu da Çin’deki alanındaki en büyük şirket ile iş birliği yaptıklarını ve Türkiye’den de bir uzmanın Çin’e gelip bu konuda çalışacağını söyledi.
FTG her sene satışlarını, yükselen bir ivme ile artırmış, 4 sene de Çinlilerin bilmediği fındığı Çinlilere anlatmış. Hatta Çin’de fındık, FTG nin bulmuş olduğu isim olan Zhenzi olarak adlandırılıyor.
Pınar hanıma ve Fındık Tanıtım Grubuna başarılar diliyor, keyifli sohbet için kendisine birkez daha teşekkür ediyoruz.
CINGUNLUGU, YAVUZ SELIM SEN
TAŞKÖPRÜDEN, ÇİN'E MERMER İHRAÇ EDİYOR
KASTAMONU - Kastamonu'nun Taşköprü ilçesine bağlı Akseki köyünde iki yıldır üretim yapan Orient Mermercilik firması, çıkardığı mermerleri Çin'e ihraç ediyor.
- ÇİN'E İHRAÇ EDİLEN TAŞKÖPRÜ MERMERİ, LÜKS MEKANLARDA VE DEVLET DAİRELERİNDE KULLANILIYOR
Taşköprü'ye 15 kilometre mesafedeki Akseki köyü Çalkaya mevkiinde üretim yapan firma, ayda yaklaşık 500 ton mermer çıkarıyor. İstanbul Limanı'na ulaştırılan mermerler, gemilerle Çin'e gönderiliyor.
11 yıldır aynı işi yapan firma sorumlusu Bişar Karadağ, mermerciliğin oldukça uğraş ve emek gerektiren bir iş olduğunu söyleyerek çıkardıkları mermerin hepsini Çin'e ihraç ettiklerini, 2011 yılında ise bu rakamı aylık bin tona çıkaracaklarını ifade etti. Karadağ, 20 kişi ile çalıştıkları mermer ocağında 2011 yılında istihdam sayısını 60 kişiye çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Mart ayında başladıkları üretime mevsim şartları nedeniyle 10 günlük çalışma süresinin sonunda 2 aylık bir ara vereceklerini kaydeden Karadağ, ilk başta 10 yıllık kiraladıkları Akseki Mermer Ocağı'nda tespitlerine göre yaklaşık 250-300 bin ton mermer rezervi olduğunu kaydetti.
Karadağ, İstanbul'dan Çin'e giden mermerleri Çinlilerin gemilerde işleyerek kullanıma hazır hale getirdiğini, buradan giden mermerlerin daha çok devlet daireleri ve lüks mekanlarda tercih edildiğini dile getirdi.
Karadağ, son olarak çalıştıkları ocaktan beyaz bej, mavi ve kırmızı renkte olmak üzere 3 çeşit mermer elde ettiklerini, bunlardan beyaz bej mermerin Türkiye'de çıkarılan en kaliteli madenler arasında yer aldığını belirterek bu yıl İstanbul Mermer Fuarı'nda sergilenen bu mermerin büyük beğeni topladığını sözlerine ekledi.
Çin'de üniversite okumak kaç para

En çok sorulan sorulardan bir tanesi bu, aşağı yukarı bir hesaplama yapacağız. Kaç para harcadım yada harcayacağım. Hepsini bu yazıda yazıyorum. Çinde okumak toplam kaç para.
Öncelikle Çinde okumamız için gerekli evraklara göz atalım.
Pasaport cüzdan bedeli 81 YTL (2008 yılı için), cüzdan bedelinden hariç ödeyeceğimiz pasaport harç bedeli ise yıllara göre şu şekilde oluşuyor.
6 aylık harç 102.40 YTL
1 yıllık harç 146,30 YTL
2 yıllık harç 246,80 YTL
3 yıllık harç 353,00 YTL
3 yıldan fazla – 5 yıla kadar olanlar ise 500,30 YTL ödemek zorundayız.
Pasaport alırken yapacağınız ekstra harcamalar da var tabi, kuruşu kuruşuna hesap yapacağım.
- 2 adet nüfus cüzdan fotokopisi, 0,50 YTL
- Emniyetten alacağınız, pasaport başvuru formu 0,10 YTL
- Pasaport harcını vergi dairesine yatırıyoruz, yatırdığım 501 YTL nin üzerini memur vermedi buradan da girdi 0,70 YTL ![]()
- Birde 3 fotoğrafın parası var, ( 24 tane fotoğraf çektirin, arka fon beyaz olsun, 6 tane kesinlikle rutuş yaptırmayın vizenizde de geçerli olsun diğerlerinde rutuş olabilir. 6 tane de kayıt olurken vereceğiz. Toplam fotoğraf ücreti 22 YTL)
Bu işlemler ile pasaportumuzu alıyoruz, Çindeki üniversiteye başvurmak için gerekli evrakları toplamaya geliyor sıra.
- Sabıka kaydı 5 YTL
- 6 adet fotoğraf var (yukarıda çekilmiştik zaten)
- Birde 350 € danışmanlık ücreti ödeyeceğiz. Danışmanlık şirketi seçerken bu yazıyı mutlaka okuyun..
Şimdi geldik okulumuzun kayıt parasına, okula kabul edildim, Shanghai Normal Üniversitesi eğitim ücreti 2600 $, 70 $ da eğitim bakanlığına veriliyor. Bunları hesaplarına yatırmamız gerekiyor, tabi bunun masrafı ne kadar bilemiyorum bunu da ödememiz gerekiyor. Bu ücrette banka ile olan ilişkilerinize göre değişiyor.
Vize için gerekli evrakların arasında sağlık raporu var, o da pek para tutmaz, vize ücretimiz 75 $ bunuda ödüyoruz. Geriye bir tek uçak bileti kalıyor, onuda alacağınız firmaya göre değişiyor. Ben shanghai tek gidiş 370 € bilet buldum kimseye söylemem dahilinde bu fiyata verdiler ![]()
Birde konaklama var, shanghai da 1 oda 1 salon 300 ytl civarından başlıyormuş. 10 ay için 3000 ytl yapar. Ne yiyeceğiz ne içeceğiz onu bilmiyorum onun içinde ayrı bir ödenek ayırın.
Toplam 3609,60 YTL + 720 € + 2670 $ + yemek + harçlık…
Yavuz Selim Sen
| Ukrayna ile Hong Kong Vizesiz Rejime Geçiyor |
| Ukrayna ile Hong Kong Vizesiz Rejime Geçme Hususunda Anlaşma İmzaladı. Hong Kong'da Temaslarda Bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, Hong Kong İdari Başkanı Donald Tsang ile Vizesiz Rejime Geçme Hususunda Anlaşma İmzaladı. |
|
|||
THY Hong Kong ve Shanghai Tarifeli Kargo Seferleri Başladi.
Turkish CARGO, Ekim ayından itibaren filosuna katacağı uzun menzilli ve 70 ton kargo kapasiteli yeni A330-200F kargo uçağı ile haftalık iki frekans olarak Hong Kong ve Shanghai tarifeli kargo seferlerini başlatacaktır.
Deri ihracatı 3.3 milyar dolara çıktı hedefe Çin`de girdi
Türkiye’nin deri sektöründe çok ilerlediğinin altını çizen Deri Tanıtım Grubu (DTG) Yönetim Kurulu Üyesi Ruken Mızraklı, “Şu anda Türkiye, kürk ve süet üretim kapasitesi açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. Bu yıl deri sektörü ihracatı, 2009’a oranla yüzde 20 artış gösterdi. Toplam beyannameli ihracatımız 1.3 milyar dolar. Özel fatura ve güneyden yapılan satışlar eklendiğinde deri sektörünün ihracat hacmi 2010 sonu itibariyle 3.3 milyar dolara ulaştı. Hedef pazarlar arasında ABD ve Çin var. Çinli zenginler bizim için önemli” dedi.
Fiyatlar 3 kat arttı
Bu yıl ocak ayından kasım ayına kadar küçük baş deride fiyatların yaklaşık 3 kat artığına dikkati çeken Mızraklı, şunları anlattı: “Fiyat bu kadar artınca, markaların koleksiyonlarından deri ürünlerini çekmemesi için mecburen kendi marjlarımızda daralmaya gittik. Yine de deri sektörü için 2010, oldukça iyi geçen bir yıl. 2011’in de iyi geçmesini umuyoruz. 2011’de beyannameli ihracatta yüzde 10 artış bekliyoruz. Rus pazarında biraz daralma var, ancak bunu normal buluyoruz.“
Ruken Mızraklı, Deri Tanıtım Grubu önümüzdeki 3.5 yıl içerisinde yurt dışı tanıtımla ilgili hedefleri olduğuna ve 5 hedef ülke belirlediklerine değinirken, faaliyetlerine ilişkin şu bilgileri verdi: “DTG, koleksiyonlarında deri kullanan moda tasarımcılarını İstanbul Moda Haftasında, bazı tasarımcıları da yurt dışında defilelerinde destekliyoruz. DTG’nin hedefinde ABD ve Çin’de var.”
İhracatta kadınlar daha organize çalışıyor
DERİ sektöründe özellikle iş sahibi pozisyonunda bulunanlar, yöne-ticiler ve patronların erkeklerden oluştuğunu dile getiren Ruken Mızraklı, şu bilgileri verdi: “Sektörde özellikle ihracat pazarlamasında çok kadın yer alıyor. Kadınlarda organizasyon yeteneği daha fazla. Kadınların ihracat pazarlamasında erkeklerden daha organize, daha disiplinli, daha takipçi, daha detaya girebilen bir yapıda olduğunu görüyorum. Kadınlar iş hayatına, estetik, disiplin, organizasyon ve empati getiriyor.”
|
|
|||||||
|
|
||||||||
|
Çin yönetimi bugünlerde sert ve inatçı. Ancak gelecekte böyle olmayabilir.
18 Ekim 2010 günü Çin Komünist Partisi (CPC) Merkez Komitesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Xi Jinping'i Merkez Askeri Komisyon Başkan Yardımcılığına seçti. Böylece Xi devletin tüm güç merkezlerinde söz sahibi mevkilere gelmiş oldu. 2007 Ekim ayında 17.Parti Kongresi onu dokuz kişilik Politbüro'ya, 15 Mart 2008'de 11.Ulusal Halk Kongresi Cumhurbaşkanı Yardımcılığına seçtikten sonra, şimdi bu yeni görevin verilmesiyle 2012 yılında CPC Genel Sekreteri Hu Jintao'nun yerine gelmesi bugün için garanti görülmekte. 2013 yılında da cumhurbaşkanı olmasına kesin gözle bakılmakta. Tabii Çin'deki politik süreçte iki yıl çok uzun bir süre, ama rüzgar bugün için Xi Jinping'in arkasından esiyor.
Çin'in 2012 yılında lideri olacak Xi Jinping'i daha yakından tanıyalım. 1953 yılında Beijing'de doğan Xi'nin babası, Çin Komünist Partisi ve Çin devrim kadrosundan Xi Zhongxun. Kuzey Çin'deki gerilla hareketinin liderlerinden. Kültür Devrimi döneminde, ilk defa 1968 yılında bir fabrikada işçi olarak çalışmaya gönderilmiş. Pazar ekonomisi taraftarı ve 1989 yılında meydana gelen Tiananmen Meydanı hadiselerinde de partiyi eleştirmesi üzerine bir daha halk içinde görülmemiş.
Xi Jinping de 15 yaşında Shaanxi eyaletinde tarlada çalışmaya başlamış. Tevazuu ve çalışkanlığıyla yerel parti üyelerinin takdirini kazanarak 21 yaşında partinin yerel bölümünün başına geçtikten sonra üniversitede okuması için izin verilmiş. Çin'in en saygın üniversitesi olan Beijing'deki Qinghua Üniversitesi'nde 1975 - 1979 yılları arasında kimya mühendisliği okuduktan sonra ayrıca hukuk öğrenimi yapmış. 1979-82 yılları arasında Merkez Askeri Komisyon Genel Sekreteri'nin sekreterliğini yaparak askeri deneyim sahibi oldu. 1982 yılından sonra sırasıyla dört eyaletde parti sekreteri olarak görev yaptı. 1990 yılında Fuzhou Parti Okulu'nun başına getirildi. 1999 yılında Fuijan eyaleti vali yardımcısı bir yıl sonrada aynı eyaletin valisi olarak görevlendirildi. Burada, yatırım için Taiwan sermayesini eyalete çekmeye çalıştı ve serbest Pazar ekonomisine destek verdi.
Xi Jinping 15. ve 16. CPC kongrelerinde merkez komitesine seçildi. 2002 yılında vali olarak görevlendirildiği Zhejiang eyaleti ekonomisinin yılda ortalama olarak %14 büyümesini sağlayarak göze çarptı. 2006 yılında Shanghai'da partinin başına geçti. Bundan sonraki yıllarda daha üst parti ve devlet organlarında yer almaması için artık hiçbir engel kalmamıştı.
Xi, ülkenin en tanınmış halk şarkıcılarından Peng Liyuan ile evli. 15 yaşında bir de kızı var. Peng Liyuan'la tanışıp 40 dakika konuştuktan sonra onunla evlenmeye karar verdiğini söyleyen Xi Jinping'in eşi, gerçekten çok güzel bir kadın. Adı da Çince de güzelliğini belirten anlama sahip: Li, güzel, yuan ise güzellik anlamına geliyor.
ABD'nin eski Hazine Bakanı Henry Paulson, Xi'yi, 'topu kale çizgisinden nasıl aşıracağını bilen bir kişi' olarak tanımlamakta. İngiltere'nin New Statesman dergisi 2010 yılı için 'Dünyanın en Etkili 50 Kişisi' listesinde Xi Jinping'i 4 numaraya yerleştirmekte. Xi, Çin Komünist Partisi içerisindeki hizipler arasında dengeyi korumasını bilen ve kimseyi kendine düşman etmeyen siyasal kişiliği ile tanınmakta. İsminin anlamı da doğasına uygun: Xi, öğrenmek, olağan çalışma; Ping yi jin rén, halka kolayca yaklaşan anlamında.
Xi Jinping, Davos Ekonomi Forumu'nda iş dünyası ile kolayca ilişki kurmasından dolayı 'serbest pazar ekonomisi taraftarı' olarak tanınmakta. O işbaşına geçerse Çin daha uzlaşmacı olur diye ümit ediyoruz!
Akşam |
||||||||
Çin alıcı olur mu?
Çin Başbakanı Sayın Wen Jiabao Türkiye ziyaretinde iki ülke arasındaki karşılıklı ticaretin arttırılması konusunda ümit verdi. 2009 yılı ticaret hacmimizin 12.6 milyar olduğunu ve bu ticaretin 11.1 milyar açık verdiğini akılda tutularak bu konuya eğildiğimizde, karşılıklı ticaretin arttırılmasında ümit vermenin Sayın Wen Jiabao için çok uygun olduğunu görüyoruz. Çin'e olan ihracatımız 1.5 milyar dolar civarında başka bir deyişle, aldığımız sattığımızın 8 katı kadar olunca, konuya biraz daha dikkatle bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Karşılıklı ticaret hacmimizin arttırılmasında hiçbir muhalefetimiz olmadığını, buraya küçük bir çekince koyarak, vurgulamak istiyoruz. Bu çekincenin açıklaması da, ticaret hacmi bu oranları koruyarak arttırılacak ise ihracatçı olarak muhalefet etme hakkımızın doğal olduğudur. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan, Çin gibi güçlü ve etkili bir devlet ile Türk Lirası ve yuan kullanarak ticaret yapılması konusunda olumlu görüşler beyan ederek adımlar atıyorlar. Girişimlerin ve atılan adımların doğruluğunu tartışmıyoruz ancak, döviz rezervleri 2.5 trilyon dolar gibi inanılması güç seviyelere ulaşmış olan bir ülke ile yapılacak böyle bir ticarette oluşabilecek riskleri bir hayli ince hesap etmek gerekir düşüncesindeyiz. Zira geçtiğimiz günlerde ABD Doları ve euronun uluslararası piyasalardaki değerlerinin dalgalanması ve durulmasının arkasındaki etkenlerden birinin, yaptığı döviz alım satımlarıyla piyasayı etkileyen Çin olduğunu Mısır'daki sağır sultan bile duydu. Hal böyle olunca da Çin ekonomisinin, uzun yıllardır tüm dünyayı olduğu gibi ABD ekonomisini de tehdit eden bir güç olduğu vurgulayan ABD kongresi, acil tedbir alınması gerektiğini bir kere daha belirtti.
Çin dış ticaret fazlasının günlük 20 milyar ABD Doları olduğu belirtiliyor. Böyle bir ekonomi ile dans etmeye kalktığımızda ya çok kıvrak dans etme becerilerimiz olmalı, ya da ayakkabılarımızın burnu çok korumalı olmalı. Bu durumda ayağımıza basılma riski halinde manevra yaparak kaçabiliriz veya ayağımıza bassalar da canımız yanmaz. Şimdi bu benzetmeyi dış ticarete uygulayalım. Çin ile yapılacak ticarette TL/Yuan değer eşitliği nerede bağlanacak? Dalgalanmada mı bırakılacak yoksa sabit mi olacak? Biz döviz rezervlerimizin gücü ile Çin tarafından uygulanması olası değer eşitliği operasyonlarına karşı koyabilecek miyiz? Bu değer eşitliği bağlanırken, ihracatçımızın Çin'e yapması öngörülen ihracatlar ne kadar düşünülecek?
Sözü çok daha dolaştırmaya gerek yok. Bu işler biz ihracatçılara ne kadar yarayacak onu bize birileri açık, net ve sıradan ihracatçılarımızın anlayacağı gibi anlatsın isteriz.
Çuvaldızı bir yerlere batırmaya çalıştık da, iğneyi kendimize batırmadan sohbeti bitirmeyelim. Çin nüfusu 2008 sonu verilerine göre 1.35 milyarı bulmuş. Şimdi de diyelim 1.4 milyara varmıştır. Bu nüfusun % 5 ile % 10 arasındaki bir kitlenin, yüksek batı standartlarında bir hayat sürdürdüğü söyleniyor. Bu rakamın alt ucunu hesaba alsak bu da 70 milyon kişi yapar, yani ikinci bir Türkiye ve yaşam standardı da bir hayli yukarıda.
İyi ve akıllı bir pazar araştırması ve piyasa analizi ile bu kitleye yaklaşmasını başarabilecek ihracatçılarımıza gün doğacak demektir.
Şefik ERGÖNÜL
|
|||
|
Önceki gün Ankara'da gerçekleştirilen ikili görüşmelerde ikili ticarette Türkiye aleyhine büyüyen açığı görüştüklerini dile getiren Deming, dengesizliği azaltmak için Türkiye'ye alım heyeti gönderdiklerini, yatırım konusunda Türk firmalarını teşvik ettiklerini aktardı. Deming, ortak çabalar sayesinde iki ülke arasında daha dengeli ticaret sağlanabileceğini ifade ederek, "Çin'e daha fazla gelmeniz, Çin'in açık pazarlarını öğrenmeniz lazım. Yoğun rekabet var. Ülkemizin pazarını araştırmanız, tüketici taleplerini öğrenmeniz lazım. Çin'e daha çok Türk malı girmesini bekliyoruz." diye konuştu. Çin, 2008 yılında 1,4 trilyon dolarlık ihracat, 1,2 trilyon dolarlık da ithalat yaptı. Türkiye, bu muazzam pazardan ise sadece 1,5 milyar dolarlık pay alabildi.
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ise ihracatı artırmak için Çin'in 1,2 trilyon dolarlık ithalatını tek tek analiz ettiklerini kaydetti. Çağlayan, "Bana göre en büyük problem biz Çin'i tanıyamadık, Çin de bizi tanımadı, kendimizi tanıtamadık. Şimdi birbirimizi tanımanın, tanıtmanın yoğunlaşması gereken bir dönem. Ben inanıyorum ki Türkiye, bu dev ülkeye 100 milyar dolarlık mal satabilir." diye konuştu. Çağlayan, Çinli meslektaşına, "Ben Çin firması olsam çoktan Türkiye'ye gelip yatırımımı yapardım. Sizler neyi bekliyorsunuz bilmiyorum. Bu teşvik sistemini bu yılın sonuna kadar koyduk, elinizi biraz çabuk tutun, siz gelmezseniz başkası gelecek." çağrısında bulundu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de, Çin'i fırsat olarak gördüklerini vurgulayarak, bu ülkeyle karşılıklı kazan kazan durumu ortaya çıkarılabileceğini bildirdi.
İHRACATÇILAR IMF'YE KARŞI
Öte yandan Türkiye'nin IMF ile yapacağı bir anlaşmanın ülkeye sıcak para girişini artıracağı, bunun da kurların düşmesiyle ihracatçılara darbe vuracağına yönelik tartışma devam ediyor. Önceki gün bir açıklama yapan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, IMF ile yapılacak anlaşmanın rekabet güçlerini azaltacağını belirterek, ''Para ve maliye politikası kullanıp orta ve uzun vadeli rekabetçilik oluşmaz. Artık bizim uluslararası rekabetçiliği artırmaya yönelik hareket etmeye ihtiyacımız var." demişti. Büyükekşi, Türkiye'nin son krizi IMF olmadan atlatmaya başladığını anlatırken, "Artık kendi yağımızla kavrulmayı öğrenmeliyiz." açıklamasını yaptı.
|
Turk Ev Tekstili Cin`de
Şanghay’da düzenlenen ev tekstili fuarına Türk ev tekstilcileri çıkarma yaptı. Uludağ tekstil ihracatçıları birliği öncülüğünde yapılan milli katılımla 32 Türk firması fuara katılırken, bireysel katılımlarla toplamda 50 den fazla Türk firması fuara katıldı.
Bu fuarın İtalyanları Türkler
3 yıldan beri Uludağ tekstil ihracatçıları birliği tarafından katılımı organize edilen Şanghay’daki ev tekstili fuarına gün geçtikçe daha çok Türk firması katılım gösteriyor. Şanghay’ın en büyük fuar alanında düzenlenen fuarın girişinde ilk Türk firmaları yer alıyor. Ev tekstili fuarı Çin’de en fazla Türk firmasının katılım gösterdiği iki fuardan biri durumunda. Şanghay’da düzenlenen mermer fuarına da 2008 de yaklaşık 50 Türk firması katılırken, 2009 da ise bu sayı 29 firmaya düşmüştü. Ev tekstilinde ise yükselen bir trend söz konusu. Türk standı o kadar popülerki yukarıda bulunan fotoğrafın sol kesiminde bir Çinli kendi standına ziyaretçi çekmek için elinde bulunan reklam ile Türk standının önünde bekliyor. Fuarda İspanyollara ayrılan küçük bölümde boşluklar görülürken İtalyanlar yok denecek kadar azdı.
Çin ile karşılıklı heyet oluşturuyoruz
Şanghay ticaret ateşemiz Serdar Afşar Bey, Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İhracatçılar Meclisi başkan yardımcısı İbrahim Burkay bey ile beni tanıştırdı. İbrahim Bey önceki açıklamalarında Çin’in tekstil ithalatının 30 milyar dolar olduğunu belirterek aslında Çin’in tehditten çok fırsat olarak gördüğünü belirtiyordu. Görüşmemizde ise bu teşhisin tedavisi yolunda attıkları adımlardan bahsetti. Çin’i fırsata çevirmek için iki ülke arasında karşılıklı alım satım heyetleri organize etmek için çalışmalar yaptıklarını belirtti. Çin tarafından büyük alıcılarının oluşturduğu bir alım heyeti için de Türk tarafının girişimleri olduğunu, bu alanda karşılıklı olarak alım satım heyetleri oluşturma aşamalarında olduklarından belirtti. Bu konu da Çin’de fuar ziyaretinin yanı sıra da bu alanda Çin tarafıyla görüşmeler yaptıklarını söyledi.
Çin pazarını anlamak, teşis koymak yetmez bunun eyleme dönüşmesi adımların atılması da gerekir, bu konu da üç yıldır başarılı organizasyon yapan Uludağ Tekstil İhracatçı Birliklerini de tebrik etmek gerekir. İbrahim Bey meşgul olduğundan röportaj yaparak zamanını almak istemedim, daha geniş bir zamanda kendilerini tekrardan Çin Günlüğü’ne ağırlıyor olacağız. Dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Çin’de daha çok Türk firması görmek dileğiyle.
ÇİN EKONOMİSİ DÜNYA 2.'Sİ
Çin ekonomisi Japonya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu. İktisatçılar Çin'in 2020 yılına kadar Amerika'yı da geçebileceğini belirtiyorlar.
Çin ekonomisi Japon ekonomisini geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu. Çin ekonomisinin, 5 yıl öncesinde Japonya'nın yarısı kadar olduğunu hatırlatan iktisatçılar, bunun büyük bir başarı olduğunu ifade ettiler.
İktisatçılar Çin'in büyüme hızı ile doğru orantılı olarak, önümüzdeki yıllarda yerini sağlamlaştıracağını düşünüyorlar. Ekonomistler, büyüme ivmesinin devamı ile 2020 yılına kadar Çin ekonomisinin Amerika'yı da geçeceğini açıkladılar.
Çin, 50 milyar dolar üzerinde Amerikan devlet tahvilini elden çıkartarak, Yen ve Avro alımına başladı. Bu gelişme ile Amerikan doları Yuan karşısında değer kazandı.
Avrupa Birliği ve Amerika Çin'e Yuan para birimini değerlendirmesi için baskı yapıyordu. Bunun üzerine Çin merkezi bir devlet politikası planlayarak ihracat gücünü artırdı.
ÇİN’E YERLEŞEN TÜRKLER
Adeta tüm dünya bir Çin tehdidinden bahsediyor. Üretim gücü, maliyet avantajları, dinamik büyümesiyle Çin, rekabette önemli bir olgu. Fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Çin her yıl yüzde 8-10‘lara ulaşan büyüme hızıyla büyük bir Pazar. Ucuz ara malı üretimiyle rekabette kullanılacak bir ülke. Bunu keşfeden şirketler de var. Zorlu’dan TEBA’ya, Arçelik’ten Demirdöküm’e, Garanti Bankasından Şişe Cam’a pek çokları Çin’de faaliyet gösteriyor.
Türk şirketleri, 1990’lı yılların ilk yarısından itibaren Çin’e ilgi göstermeye başladılar. Çin, kapılarını yabancı sermayeye açınca, tüm dünyadaki şirketler gibi, Türk firmalarının da 1.3 milyar nüfuslu Pazar karşısında iştahı kabardı.
Şu anda Türk firmalarının Çin’deki toplam yatırımı 25-30 milyon doları buluyor. Sektörel bazda değerlendirildiğinde ise Çin’deki Türk yatırımlarının daha çok tekstil ağırlıklı olduğu görülüyor. Silk&Cashmere, Mozaik Tekstil ve Zorlu Tekstil’in Çin’de tesisleri bulunuyor. Ayrıca Şişecam, Teba, Demirdöküm, Garanti Bankası ve Çimtaş gibi çok sayıda şirketin de bu ülkede ciddi girişimleri var.
Koç holding kuruluşlarından Demir Döküm, Chung Mei İndustries Limited ile 2002 yılında stratejik ortaklık gerçekleştirdi.
| ÇİN'DE YATIRIMI OLAN TÜRK ŞİRKETLERİ NELER YAPIYOR? | |
| Akman Holding | Makine ve teçhizat ihracatı yapıyor. Anahtar teslim fabrikalar kuruyor. Golden markasıyla |
| meyve nektarı üretip pazarlıyor. Ambalaj malzemeleri ihracatına başlayacak. | |
| Arçelik | 1999'dan beri satın alımlarının bir kısmını Çin merkezli olmak üzere Uzakdoğu'ya |
| kaydırmış durumda. Küçük ev aletleri ve küçük buzdolaplarını Çin'de ürettiriyor. | |
| Çimtaş | Çin'de gaz ve buhar tribünlerinin teknolojik boru sistemlerini üretiyor. Ürünleri doğal gaz |
| yakıtlı kombine çevrim enerji santrallerinde kullanılıyor. | |
| Demirdöküm | Cuhng Mei İndustriel ile 2002'de stratejik ortaklık yaptı. Atıl durumda olan yağlı |
| radyatör üretim tesislerini Çin'in Dongguan eyaletine taşıdı. | |
| Garanti Bankası | Şangay'daki ilk Türk Bankası olarak faaliyet gösteriyor. Çin bankalarıyla ilişkileri |
| geliştiriyor. Türk müşterilerinin ihtiyaç duydukları sektörlerde araştırma yapıyor. | |
| Silk&Cashmere | 1992'den beri Çin'in Moğolistan Bölgesi'nde fabrikası var. Kaşmir ve ipekten hazır |
| giyim üretiyor. Ürünlerini kendi markasıyla Çin ve Avrupa ülkelerine pazarlıyor. | |
| Zorlu Tekstil | Şangay'da satın alma ofisi var. Bünyesindeki şirketlerin hammadde ve yarı |
| mamül alımlarını bu ofis aracılığıyla gerçekleştiriyor. |
Cashmere, 1992’den beri kaşmer ve ipeğin anavatanı olan Çin’in Moğolistan Bölgesi’nde fabrikası var. Silk&Cashmere Yönetim Kurulu Başkanı Çin’in yakında tekstilde dünya markaları çıkaracağını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Çin marka yaratmayı gündemine aldı. Tasarıma önem vermeye başladılar. Eskiden Çinli firmalar sadece taklit ederlerdi. Bünyelerinde tasarımcılar çalışmazdı ama artık sizi 10 kişilik tasarım ekibi ellerinde koleksiyonlarla karşılıyorlar. Kapasite, yüksek makine parkı yada çalışan sayılarıyla övünmüyorlar.
Çin’in en büyük ihracat kalemleri arasında beyaz eşya ve elektronik ürünler yer alıyor. Devletin de teşviki ile firmalar bu alana büyük yatırımlar yapıyorlar. Teba Şirketler Grubu EV Aletleri Grup Başkanı Neşet Serter, Çin’deki klima üretim kapasitesinin son yıllarda çok büyüdüğünü belirterek, Dünyadaki toplam klima talebinin üzerinde bir üretim kapasiteleri var. Çin iç piyasası da bu yatırımları tetikliyor diyor.
Sibirya, Rusya ile Çin’e hayat veriyor
960′larda Çin ve Sovyet ordularının karşı karşıya geldiği Sibirya, doğal zenginlikleriyle Rusya’ya nakit, Çin’e ise enerji vaat ediyor.
Rus Vedomoski gazetesine göre, Pekin ve Moskova yönetimleri Sibirya’daki doğal kaynakların birlikte işletilmesini öngören 205 ortak proje üzerinde çalışıyor. Londra merkezli IHS Insight’ın analistlerinden Lilit Gevorgyan, işbirliğini “mantık evliliği” olarak nitelerken, “Rusya nakite muhtaç. Sibirya’nın nüfusu az, doğal kaynakları ise zengin. Çin için durum, tam tersi” dedi. Bu çerçevede Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in dün sona eren 3 günlük Pekin ziyaretinde öne çıkan konu enerji oldu.
Rus doğal gazı ilk kez Çin’e akacak
Çin basınında çıkan haberlere göre, ulusal petrol kurumu CNPC ile Rusya’nın doğal gaz işletme kurumu Gazprom, Sibirya’daki doğal gaz rezervlerinin işletilmesi ve nakledilmesi konusunda çerçeve anlaşması imzaladı. Anlaşmanın detayları açıklanmamakla birlikte, China Daily gazetesi Gazprom’un iki boru hattıyla Çin’e yıllık 80 milyar metreküpe varabilecek doğal gaz sağlayabileceğini bildirdi. Büyüyen ekonomisinin enerji ihtiyacını karşılamak isteyen Çin’in halihazırdaki doğal gaz tüketimi senelik 80 milyar metreküp düzeyinde bulunuyor. Öte taraftan, anlaşmanın hayata geçmesiyle Rusya’nın en büyük doğal gaz müşterisi Çin olacak.
Rusya’nın ekonomik geleceği
Rusya ile Çin, Şubat ayında petrol karşılığı kredi şeklinde işleyecek dev bir anlaşmaya imza attı. Anlaşmaya göre, Rus petrol kuruluşu Rostneft ve boru hattı tekeli Transneft, 25 milyar dolarlık kredi karşılığında Çin’e 20 yıl boyunca Sibirya’da bulunan rezervlerden petrol sağlayacak. Transneft, anlaşma kapsamında Sibirya petrollerini Çin’e nakledecek boru hatlarını inşa edecek. Uzmanlar, bu dev anlaşmanın 2009′un başından bu yana yapılan petrol sözleşmelerinin sadece bir parçasını oluşturduğuna dikkat çekiyor. China Daily gazetesine göre, Çinli ve Rus şirketler yılbaşından bu yana toplam değeri 100 milyar doları bulan petrol sözleşmeleri imzaladı. Moskova merkezli Renaissance Capital’in şef analisti Roland Nash, işbirliğinin önemine dikkat çekerken, Rusya’nın ekonomik geleceğinin Çin olduğu görüşünü dile getirdi.
Hong Kong’da yayımlanan SCMP gazetesine göre, iki ülke petrol ve doğal gaz alışverişinin yanı sıra Sibirya’da bulunan kömür, demir cevheri ve değerli metallerin işletmesi için de işbirliğine gitmeye hazırlanıyor. Gazeteye göre, Çin kuzeydoğudaki eyaletlerinde bakır, kalay, kereste üretecek fabrikalar kuracak.
Çin’in En Büyük Eyaleti 100 Milyona Dayandı!
Çin’in göçmen işçi deposu Henan, nüfusu 100 milyon sınırını aşacak ilk eyalet olacak.
Henan Nüfus ve Aile Planlaması Komisyonu, eyalet nüfusunun bu ay içinde 100 milyonu aşacağını bildirdi. Bu yıl sonunda 101 milyona yaklaşacak olan eyalet nüfusunun, 2020′ye kadar 107 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkenin iç kesiminde bulunan eyalet, endüstrileşmiş kıyı bölgelerine en çok işçi gönderen eyalet olarak biliniyor.
Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin Halk Cumhuriyeti’nde bu yıl 6′ıncı ulusal nüfus sayımı yapılacak. 1 Kasım’da başlayacak nüfus sayımında 6 milyon kişinin görev alması beklenirken, ilk kez ülkede yaşayan yabancıların da sayıma dahil edileceği bildirildi.
Çin’in nüfusunun 2015 yılında 1,4 milyara yaklaşması beklenirken, 2000 yılında yapılan son sayımında ülke nüfusu 1,29 milyar olarak açıklanmıştı.
Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı!
İngiliz, Amerikan ve Çin yüzyılları! Öncesi de var, sonrası da olacağı gibi…
İmparatorluk ya da süper güçlerin en büyük dayanağı şüphesiz ekonomi. Avrupa ve Doğu Asya tarihin en büyük yıkımlarını yaşarken, dünyanın üretim üsleri haline gelen ABD ve Sovyetler geçen yüzyıla damga vurmuştu. Üretim, yani ekonomi, aynı zamanda ülkelerin askeri, siyasi, teknolojik ve kültürel güçlerinin çapını da çiziyor.
Nitekim, Çin’de de ekonomi önden giderken, Çin’in diplomasisini, ordusunu ve teknolojik kabiliyetlerini de yukarı doğru çekiyor.
Öte yandan, Çin elbette süper güç olmaktan şimdilik uzak. Ancak süper güç olma yolunda ilerlediği de şüphesiz. Bu noktada, ekonomileri 5 trilyon doları aşarak başa baş haline gelen Çin ile Japonya’ya biraz göz atmakta fayda var.
Son 40 yıldır ABD ekonomisini takip eden Japonya, Çin ekonomisi tökezlemediği takdirde bu yıl yerini Çin’e bırakacak.
Çin, Japonya’dan 20 kat daha fazla toprağa, 10 kat fazla nüfusa sahip. Sahip oldukları tabii kaynakların mukayesesi bile mümkün değil.
Japonlar kişi başı 40 bin dolardan fazla gelir seviyesine sahipken, Çinliler 4 bin doları yeni aşıyor.
Japonya mucizesinin arkasında ise verimlilik yatıyor. Japonlar 1 litre petrol ile 10 dolarlık değer yaratırken, Çinliler kullandıkları her 1 litre petrolden 2 dolarlık değer bile çıkartamıyor.
Buna karşın, tarihin en zor ekonomik mucizesini yaratan çalışkan insanların ülkesi Japonya artık limitlerine ulaşmış durumda. Buna karşın, Çin değişiyor. Daha doğru bir anlatımla, dünyanın en dinamik ülkesi olarak durmaksızın dönüşüyor. Çin’in dinamizmi, 10 yıl önce öbür süper güç adayı gösterilen Hindistan’ı cüce bırakacak kadar büyük. (Örneğin Çin’in bir kaç eyaleti bile Hindistan kadar üretiyor…)
Türkiye bu dönüşümün yeni yeni farkına varırken, ülkelerinin küresel ekonomideki etkisinin azaldığına inanan ABD’liler, çoktandır 21’inci yüzyıla yön verecek ülkenin Çin olduğunu düşünüyor. Hürriyet gazetesinden:
Washington Post gazetesinin ABC News kanalıyla ortaklaşa gerçekleştirdiği bir ankete katılanların yarısına yakını, ekonomik açıdan ABD ile Çin’in başa baş yarışacağına inanırken, ülkelerinin dünya meselelerindeki etkinliğini kaybettiğini düşünüyor.
ABD ile Pekin arasındaki gerilimin had safhaya çıktığı bir dönemde açıklanan anket, ülkedeki diğer araştırma şirketleri Gallup, Pew Research Center’in son çalışmalarıyla paralellik gösterdi.
Bu anketlerinin sonucunda da, ABD’lilerin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma yolunda önemli adımlar atan Çin’in bu yükselişinden büyük endişe duyduklarını ortaya çıkarmıştı.
Washington Post, anketin sonuçlarına yönelik hazırlanan bir haberde, ABD’lilerin dünyanın en güçlü ekonomisi olduğu yönündeki fikirlerini geçen on yıl içinde değiştirdiklerine dikkat çekildi.
ABD’liler 2000 yılında yine Gallup’ın yaptığı bir araştırmada dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kendi ülkelerini gösteriyordu. Ancak son anketler Çin ile ABD’nin bu unvan için kıyasıya yarıştığını ortaya koydu.
KORUMACILIĞI DESTEKLİYORLAR
Analistler ise ABD’lilerin Çin’in yükselişinden pek memnun olmamalarının iki ülke arasındaki ilişkilere etki edebileceğini düşünüyor. Anket sonuçları ise vatandaşların ticari korumacılığı desteklediğini gösteriyor.
ABD’liler aynı zamanda ülkelerindeki Çinli çalışan sayısının artmasından da şikâyetçi. Washington Post’un çalışmasına katılanlardan biri olan Annetta Jordan, ekonomik gücün ülkesinden Çin’e geçişine kendi gözleriyle şahit olduğunu söylüyor.
Jordan, 1990’lı yılların başında çalıştığı cep telefonu fabrikasına Çinli çalışan akını yaşandığını ve bir noktadan sonra kendilerini bu kişileri eğitirken bulduklarını söylüyor.
Jordan aynı zamanda “Bütün zenginliğimizi Çin’e aktarıyoruz. Bu bizim için hiç de iyi bir şey değil” diyor.
JAPONYA’DAN SONRA ÇİN
Pew Araştırma Merkezi Başkanı Andrew Kohut, şu anda Çin için endişeli olan ABD’lilerin bundan 30 yıl önce de benzer endişeleri Japonya için benimsediklerine dikkat çekiyor. Kohut, “Japon bir şirket Rockefeller Center’i satın aldığında, bütün ABD’liler çılgına dönmüştü. O zaman yaptığımız anketlerde, Japonya’nın dünyanın en büyük ekonomisi olup olmayacağını sorduğumuzda, katılımcıların hemen hemen hepsi “evet” cevabını vermişti” diyor.
Johns Hopkings Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi profesörü Davd M. Lampton, ABD’lilerin kendi ülkelerinden memnun olmadığı zamanlarda diğer ülkelerden de tedirgin olduğuna dikkat çekiyor ve “Böyle zamanlarda korumacılık baskılarını artırırlar. Bu gelişmeler ABD ile Çin arasındaki ilişkiye zarar verir. ABD’liler her zaman ülkelerine zarar verecek büyük, hızlı değişen ve sonunu tam olarak kestiremedikleri şeylerden tedirgin olmuşlardır. Çin de bütün bu tanımlamalara uyuyor” diyor
Çin’de en yüksek asgari ücret 164 dolar
Ucuz işgücü cenneti olarak bilinen Çin’de asgari ücretler son beş yılda yarı yarıya yakın arttı.
Çin İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre, Şanghay kenti asgari işçi ücretinin en yüksek olduğu kent konumunda bulunuyor. Asgari ücret, ticaret ve finans merkezi Şanghay’da 1120 yuane (164 dolar) çıktı. Sanayi imalatının yoğunlaştığı Zhejiang eyaletinde 1100 yuan düzeyine yükseltilen asgari ücret, ülkenin güneyinde bulunan ihracat merkezi Guangdong’da 1030 yuane çıkarıldı.
Küresel kriz nedeniyle, geçen yıl ülkede asgari ücretler dondurulmuştu. Son 2 ayda ise, toplam 10 eyalet ve eyalet düzeyindeki yönetim birimi, yüzde 6 ila 22 arasında değişen oranlarda artışa gitti. Buna göre, asgari işçi ücreti ağır sanayi merkezi Jilin eyaletinde 820 yuan, ülkenin orta kesimindeki Hubei eyaletinde 900 yuan, yüz binlerce kömür işçisini barındıran Shanxi eyaletinde 850 yuan, zengin eyaletlerden Shandong’da 920 yuan düzeyine çıkarıldı. Eyalet düzeyinde bulunan merkeze bağlı şehir statüsündeki Shanghay’a ek olarak, Tianjin ve Pekin şehirlerinde sırasıyla 850 ve 920 yuan dolayında bulunuyor. Ülkenin en geri kalmış bölgelerinden Ningxia’da ise asgari ücretli işçiler yalnızca 490 yuan kazanıyor.
Asgari ücret, 2006 yılında Şanghay’da 750, Pekin’de 640, Guangdong’da 700, Shandong’da 620 yuan dolaylarındaydı.
Çin’de işgücü maliyetleri artışı tehdit mi, fırsat mı?
Çin’in resmi haber ajansı Xinhua’da yer alan bir değerlendirme yazısında, artan işgücü maliyetlerinin tehdit mi yoksa fırsat mı olduğu tartışıldı.
Değerlendirmede, artan ücretlerin işletmeleri zora sokması nedeniyle istihdam sorununu ağırlaştırdığı belirtildi. Buna karşın, ucuz işgücüne dayalı kalkınma modelinin terk edilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunun altı çizildi. Ayrıca, işgücü maliyetleri artışının işletmeleri verimlilik artışına zorladığı ifade edildi.
İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Mo Rongshui, ülke çapında ortalama işçi ücretlerinin 600 yuan civarında olduğunu, bu yıl gerçekleşen son ücret artışlarından sonra ise 1500 yuane çıktığını söyledi.
Asgari ücretlerdeki keskin artışlara ilişkin görüşü de alınan Mo, ekonominin 2000 – 2009 arasında ortalama yüzde 10,3 büyüdüğü belirterek, işçi ücretlerindeki ortalama artışın ise bunun çok altında kaldığını vurguladı. Resmi verilere göre, Çin’in çeşitli bölgelerindeki asgari ücretler son 3 ayda yüzde 16 ila 31 arasında yükseltildi. Çin, küresel finans krizi nedeniyle son 2 yılda asgari ücret artışlarını dondurmuştu.
Bu noktada, son hafalarda gündemde öne çıkan işgücü maliyet artışlarının altında grevler gibi yan fakrötlerden ziyade, işgücünün niteliği ve ekonomindeki yapısal değişimlerin etkin rol oynadığını belirtmek gerekir.
Boşanırsak kredi verir misiniz!
Çinlilerin en büyük önceği ne dersiniz; eş, iş, çocuk, araba, eğitim, seyahat…
Bilemediniz! Evsahibi olmak…
Hal böyle olunca, hükümet tedbirleri bile bazı potansiyel evsahiplerinin gözünü yıldıramayabiliyor. Haber şöyle:
Çin’de emlak balonunun yarattığı tehlike, merkezi hükümetin konut piyasasını kısıtlayıcı tedbirler almasına yol açtı. Geçen ay sonunda açıklanan tedbirler kapsamında, bankaların iki ya da daha fazla konut sahibi olan bireylere verdiği krediler durduruldu. Tek konut sahibi olan bireyler ise, kredi tutarının yarısını peşin ödemek ve daha fazla faize katlanmak kaydıyla kredi alabilecek.
Pekin belediyesi ise, ülke çapında alınan tedbirleri daha da sıkılaştıran düzenlemeler getirdi. Yerel bazda geçerli olan düzenlemeler uyarınca, eşlerden birinin konut mülkiyetine sahip olması durumunda, bankaların diğer eşe kredi vermesi yasaklandı. Pekin’in bazı bölgelerinde son aylarda aylık yüzde 50′ye varan artışlar kaydedilmişti. Özellikle, ülkenin başka bölgelerinden Pekin’e gelen yatırımcıların başkenti spekülasyon zeminine dönüştürmesi nedeniyle, son bir yılda vergi ve sigorta primlerini Pekin’de ödemeyenlere sağlanan krediler de durduruldu.
Çin basınında yer alan haberlere göre, ikinci evlerini almak isteyen bazı çiftler, geçici olarak boşanıyor. Pek çok çiftin ise, bankaları arayarak, boşanmaları halinde ev kredisi alıp alamayacaklarını sordukları belirtiliyor. Çinde “sahte boşanma” olarak adlandırılan uygulama, komünist mülkiyet rejiminin gevşetildiği 90′lı yıllarda yaygınlaşmıştı. Kamu mülkiyetindeki konutların ailelere transfer edildiği dönemde, birden fazla konut edinmek isteyen çiftler “sahte boşanma” yolunu seçiyordu.
YUAN KARARI İHRACATÇIMIZA UMUT OLDU, AMA…
Çin Merkez Bankası, dolar karşısında dün yuanın değerini yükseltirken, bugün düşürdü.
Çin Merkez Bankası (PBOC), bu sabah referans yuan-dolar paritesini 6,8102′ye yükseltti. Pazartesi günü 6,8275 olarak ilan edilen resmi parite, dün 6,7980′e düşmüştü.
PBOC, belirlediği referans yuan-dolar paritesini günlük bazda işlem seansları açılmadan ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, bankalararası döviz piyasasında yüzde 0,5′le sınırlı olmak kaydıyla dalgalanabiliyor.
ÇİN BANKALARI DOLAR TOPLADI
Çin’de bankalararası piyasada dün dolara yaşan hücum, Merkez Bankası’nın belirlediği referans paritenin tersine kaymasına yol açtı.
Çin Merkez Bankası (PBOC), Pazartesi günü değiştirmediği referans yuan-dolar paritesini dün 6,7980′e indirdi. Buna karşın, bankalararası piyasada dolara yoğunlaşan talep, dar bantta paritenin 6,8136 düzeyine çıkmasına yol açtı.
Analistler, dolar talebinin devlet bankalarından geldiğine işaret ederek, Pekin hükümetinin paritede iki yönlü hareket stratejisi benimsemiş olabileceğini belirtiyor. Pazartesi günü 6,8275 olarak belirlenen referans parite, bankalararası piyasada 8,7981′e kadar ilerlemişti. Dün ise, döviz kurunun ters yöne kayması ile dolara karşı yuan değer kaybetti.
PBOC, 2005-2008 yılları arasında yaşanan revalüasyon sürecinde de aynı stratejiyi benimseyerek, spot piyasanın kapanış verileri ile referans parite arasında yakın korelasyon kurmuş ve iki yönlü hareket stretejisini benimsemişti.
TÜRK İHRACATÇI KARLI ÇIKAR MI
Uluslararası piyasalarda euronun yaşadığı değer kaybı nedeniyle, dolara sabitlenen yuan yılbaşından bu yana euroya karşı yüzde 20 dolaylarında değerlendi.
Çin’in en büyük ihraç pazarının Avrupa Birliği olduğuna işaret eden analistler, esneklik kararına müteakip yuanın değerini döviz sepetine bağlamak suretiyle, Pekin yönetiminin euroda yaşanan düşüşe müdahale etmeyi de amaçladığını belirtiyor. Çünkü, Avrupa Birliği pazarına satış yapan Çinli ihracatçılar, euro karşısında yuanın değerlenmesi sürecinde ciddi rekabet kaybı yaşadı.
Bu açıdan, esneklik kararı Türkiye ile rekabetin yoğunlaştığı Avrupa Birliği pazarında Çin’in lehine sonuçlar doğurabilir.
GEİTHNER SIKINTISI
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin’in döviz kuru manipülatörü olup olmadığına ilişkin 15 Nisan’a kadar yayımlaması gereken Hazine raporunu, 12 Nisan tarihinde ertelediğini duyurmuştu. Konuyu diyalog yoluyla çözümleme yanlısı olduğunu belirten Geithner, Çin ile ABD arasında gerçekleşecek üst düzey ikili görüşmelerin yanı sıra, Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’ni ertelemenin gerekçeleri olarak göstermişti.
Çin Merkez Bankası’nın kararında, döviz kurunda adım atılmaması halinde, ertelenen raporun Çin’in aleyhine çıkabileceği endişesinin de yattığı ifade ediliyor.
TİCARET BAKANLIĞI MEMNUN
Daha önce revalüasyona karşı tutumuyla bilinen Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), esneklik kararını olumlu karşıladığını bildirdi. MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, döviz kuru reformunun orta ve uzun vadede işletmelerin rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.
MOFCOM, olası bir kur dalgalanmasının ihracat sektörü üzerindeki etkilerini tespit etmek için geçtiğimiz aylarda stres terstleri gerçekleştirmişti.
Çin, kendi kredi derecelendirme devrimini yaptı!
Çin basını, küresel kredi derecelendirme kuruluşlarına kafa tutacak şirketi selamladı: Dagong Global Credit Rating Co. !
Çinli kredi derecelendirme kuruluşu Dagong Global Credit Rating Co., 50 ülkenin kredi derecelendirme değerlerinin yer aldığı raporu yayımladı. Şirket, ABD’nin kredi notunu negatif görünümlü AA olarak derecelendirirken, Çin’in notunu pozitif görünümlü AA olarak derecelendirdi. Çin’in not, Japonya ve İngiltere’den de yüksek belirlendi.
Derecelendirme taplosuna bakıldığında, 27 ülkenin reytinglerinin Fitch, Moody’s ve S&P ortalamalarından önemli ölçüde saptığı görülüyor.
Reytinglerde en önemli rolü ise, kısa dönemli risk değerlendirmeleri oynuyor. Dünyanın en dinamik ekonomisini yönetenlerin, karşı karşıya oldukları kısa dönemli risklerin bolluğu da dikkate alınırsa, yürürken kafalarını kaldırıp ufka bakacak lükse sahip olmadıklarını söylemek yanlış olmaz.
Bu doğrultuda, Çin’in kredi notunun ABD’den daha yüksek olması, kamu borç yükünün ağırlıklarından kaynaklanıyor.
Konunun arkasında, Çinli liderlerin uzun zamandır küresel kredi derecelendirme sisteminden yakınıyor olması yatıyor. Küresel kriz ile birlikte, mesele dış piyasalarda yatırıma açılan Çinliler için doğal olarak büyük önem arzediyor. Dolayısıyla, Çin, kendi risk değerlendirmesini yaparak yatırımlarına yol göstermiş oluyor.
Asya devi Çin dünyayı satın alıyor
Çin’in kasaları ağzına kadar dolu şirketleri, ellerindeki kaynaklarla her geçen gün dünyanın çeşitli yerlerinde daha büyük ve daha kapsamlı iş anlaşmaları yapıyor.
Ürettiği ucuz ürünlerin ihracatı sayesinde kendisine yaklaşık 2 trilyon dolar rezerv yaratan Çin, elde ettiği bu kaynağı hafif sanayi faaliyetlerinin ötesine taşıyarak denizaşırı ülkelerde finans, otomobil ve yüksek teknolojinin de dahil olduğu alanlara yatırım yapmayı planlıyor.
CNNMoney’de yayımlanan Çin analizinde Asya’nın hızla büyüyen devinin, bu şekilde ekonomisini de daha dengeli bir hale getirmeye çalıştığının altı çizildi.
YÜKSEK TEKNOLOJİ YATIRIMI
Ülkede atılan ekonomik adımların arasında değer zincirini artırma hamleleri önce çıkıyor. Bunun en önemli örneğini ise ülkenin en büyük bilgisayar üreticisi Lenovo’nun 2004′te ABD’li bir diğer dev teknoloji şirketi olan IBM’in bilgisayar üretimi birimini satın alması oldu. Bu satın alma ile Lenovo, bu pazarın en büyük üçüncü şirketi durumuna geldi.
Çinli yetkililer bu tip satın almaların hem yabancı ülkelerdeki düzenlemeleri hem de tüketici güvenlik standartlarını öğrenmede faydalı olduğunu belirtiyor.
PETROL AVI
Yüksek büyüme hızına sahip olan ülkenin en çok gereksinim duyduğu şeylerden biri de bu büyümeyi destekleyecek doğal kaynakları elde etmesi. Son çeyrekte yüzde 7.9 oranında büyüyen Çin’in Milli Petrol Şirketi (CNOOC), bu amaçla Nijerya’da petrol sektörüne büyük yatırımlar yapıyor. Şirket, şu anda da 30 milyar dolar değerinde yaklaşık 6 milyar varil petrole sahip bir bölge için Nijerya hükümeti ile görüşmelerini sürdürüyor.
Çin’in enerji kaynaklarına olan ihtiyacı o kadar önemli bir hal almış durumda ki, bu yönde hem Brezilya hem de İran’la anlaşmaları bulunuyor. Asya devinin geçen yaz başında Brezilyalı petrol şirketi Petrobras’a denizde petrol aranması için 10 milyar dolar kredi sağlaması ve İran’da doğalgaz sahası geliştirmek için 5 milyar dolar kaynak ayırması da bu durumun en önemli örneklerin oluşturuyor.
DOĞAL MADENLERE İLGİ
CNNMoney’in analizinde, Çin’in enerji kaynaklarının yanı sıra sanayinin temelini oluşturan doğal madenlere de ne kadar önem verdiğine vurgu yapıldı.
Analizde, geçen sene Çinli alüminyum ve çelik üreticisi Chinalco’nun, kendisine demir filizi satan çok uluslu Rio Tinto’nun yüzde 20 hissesini satın almaya çalıştığı belirtilirken, emtia fiyatlarının artmasıyla Rio Tinto’nun satıştan vazgeçtiği ve anlaşma sağlanamadığı hatırlatıldı.
Bu olay sonrasında Rio Tinto’nun Çin’deki dört çalışanı ‘ticari sırları çaldıkları ve rüşvet aldıkları’ iddiası ile tutuklanmıştı. Basında yer alan spekülasyonlar Çin’in bu tutuklamalarını anlaşmanın gerçekleşmemesi dolayısıyla misilleme olarak yorumlamıştı.
İNŞAATTA BÜYÜK HAMLE
Analizde ülkenin inşaat alanında yaptığı büyük gelişmelerin de altını çizilirken, Çinli şirketlerin dünya genelinde yol, baraj, köprü ve havaalanı inşaatları ile mesafe kaydettiğine işaret edildi. Bu faaliyetlere örnek olarak da 2010′da Güney Afrika’da düzenlenecek olan Dünya Kupası için inşa edilen stadyum, karayolu ve demiryolu projeleri örnek gösterildi.
GÖZÜNÜ OTOMOBİLE DİKTİ
Çin’de artan gelir ve yükselen talep, gelişmenin sembollerinden biri olarak görülen otomobil sektörünün de hızlı şekilde büyümesini sağlıyor. Ülkedeki yerli otomobil üreticileri de artan bu talebi karşılamak için yurtdışından büyük firmaları satın alma girişimlerini artırıyor.
Bu girişimlerin en sonuncusu geçen hafta içinde yaşandı. Çinli Tengzhong şirketin, ABD’li General Motors’un Hummer birimini 150 milyon dolara satın aldı.
Pekin Olimpiyatları’nın maliyeti 42 milyar dolar!
Deniz Gökçe Aksam Gazetesi’nde Olimpiyat harcamalarına ilişkin dolu bir yazı yazmış.
GSMH’nin %10′unu Olimpiyatlara harcayan Yunanistan’ın durumuna dev Çin ekonomisinin (4 trilyon dolar) düşeceğini düşünmenin yanlışlığına vurgu yapmak istiyorum. Üstelik yapılan 42 milyar dolarlık harcamanın çoğu net altyapı yatırımlarıdır. Örneğin Tianjin – Pekin hızlı tren hattı Olimpiyat bütçesi kapsamında yetiştirildi. Pekin’e 115 km uzaklıktaki Tianjin’de sadece Futbol karşılaşmaları yapılacak. Hızlı tren ise saatte 340 km hiza kadar çıkabiliyor ve Tianjin – Pekin arası 30 dakika! Ancak bu proje aslında bir olimpiyat projesi olmaktan öte, iki şehrin ekonomisini entegre etme projesinin bir parçasıdır.
Deniz Gökçe’nin yazısını aşagıda bulabilirsiniz:
8 Ağustos’ta Pekin’de başlayacak 2008 Olimpiyatları’nın toplam maliyetinin 42 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, olimpiyat tarihinde bugüne kadar yapılan en büyük harcama
Pekin’de yapılacak olan 2008 Olimpiyatları 8 Ağustos’ta başlayıp, 24 Ağustos’ta bitecek. İki üç haftalık bir spor ve tanıtım olayı olan Olimpiyatlar için Çin’in harcayacağı toplam para tahmini olarak 42 milyar dolar. Bu uzak ara bir rekor.
Tabii aslında Çin, kişi başına ortalama geliri düşük olmasına rağmen, Olimpiyat için 42 milyar dolar maliyeti kaldırabilecek büyüklükte bir ekonomiye sahip. 1978 yılından bu yana Başkan Mao’nun felsefesini silinip yerine “kapalı siyaset, ama açık ekonomi” denebilecek bir sistemi uygulayan ve dev yabancı sermaye yatırımı alan Çin 30 yıldır hızla büyümekte! Bu yıl 4 trilyon dolara (4000 milyar dolar! ) varması beklenen GSYİH sayısı yanında 42 milyar dolar aslında küçük bir rakam! Kabaca GSYİH oranı olarak yüzde bir!
Fakat medya haberlerine bakılırsa Çin’in ortaya koyduğu yeni standard bundan sonraki 2012 Olimpiyatları’nı organize edecek olan Londra’yı ve İngiliz halkını düşüncelere ve endişelere sokmuş bulunuyor. 2014 Kış Olimpiyatları’nı almış olan Rusya ve 2016 için finalist Brezilya da ciddi hesaplar içinde olmalı.
Tabii ki tüm Olimpiyatlarda olduğu gibi bu Olimpiyat’ta da harcanan paranın önemli bir kısmı daha sonra da kullanılabilecek olan altyapı yatırımlarına gitmekte. Beijing Olimpiyatları’nda harcanan paranın ancak küçük bir kısmı günlük operasyonel masraflara gitmekte. Büyük çoğunluğu ise yol yapımı, metro inşası, kültür merkezleri, kent güzelleştirmesi ve hava alanı projeleri için harcanmakta 2008 Beijing Olimpiyatları’nın masrafının önemli bir kısmı da, başka ülkeler kadar yüksek dozda olmasa da özel sponsorlar tarafından karşılanmakta.
42 milyar dolarlık toplam Olimpiyat bütçesinin içinde, cari kur kullanılarak WSJ yazarları tarafından yapılan hesaba göre kabaca 0.5 milyar dolar güvenlik ve emniyet tedbirleri için harcanıyor.
1.5- 2 milyar dolara yaklaşan bir fon, spor faaliyetlerinin organizasyon ve operasyon giderleri için harcanmakta.
2.5-3 milyar dolara yakın bir fon spor tesisleri ve stadyumlar için harcanıyor. Bu toplamın kabaca altıda biri olan 500 milyon dolar, ana stat olan ve “Kuş Yuvası” adı ile anılan Olimpiyat Stadyumu için harcanmış bulunuyor.
Kentsel çevre düzenlemesi için ise 10-11 milyar doları aşan bir harcama yapılmakta. Örneğin Beijing Havaalanı için alternatif yol olarak kullanılacak Jing Shun Lu yolu, kent kenarında bir fakir mahallesinin tozlu yolu iken, 30 milyon dolar harcanarak, ağaçlar, çiçekler ve süs duvarlar yapılmış. Orada oturanlara para verilerek başka yere taşınmaları temin edilip, göz kamaştırıcı hale getirilmiş.
Yol, metro, havaalanı ve daha sonra da kullanılacak olan diğer altyapı yatırımları için ise 25-26 milyar dolar civarında harcama var.
Gene de, bir evvelki 2004 Atina Olimpiyatları’na Yunanistan’ın toplam 15 milyar dolar harcadığı ve bu nedenle de, tüm AB ve özel sektör desteğine rağmen, uzun süre yüksek bütçe açıkları ve hızla artan borç sorunu yaşadığı düşünülmek zorunda. Türkiye son 30 yılda tüm Olimpiyatlara aday oldu. Ancak kazanamadı. Tanıtım farklı ve önemli bir şey ama belki de bu yıllarda kazanamamamız iyi oldu. Çünkü kazansa idik, altına gireceğimiz mali yük, oldukça zor kaldırabileceğimiz bir miktar olurdu. 2004 yılında Olimpiyata göre çok daha düşük maliyetli ve sınırlı bir organizasyon olan Avrupa Futbol Şampiyonası’nı organize etmiş olan Portekiz, hâlâ bütçe açığı ve borç sarmalından çıkamıyor, belini doğrultamıyor.
Ancak Çin gerçekten de çok aşırı açılmış durumda. Fakat ilginçtir, mali hesaplar kamuoyuna açıkça gösteriliyor. Gene de sorun var: Beijing Havaalanı’nda yapılan 3 milyar dolar maliyetli terminal göz kamaştırıyor ama mayıs ayında Sichuan’da gerçekleşen büyük depremin sonrası için harcanan ve harcanacak fon hesapları pek açık değil. Üstelik yeterli de değil şeklinde eleştiriler var!
Obama, Hu’ya boyun eğdi!
Fotograf karesinde dünyanın en güçlü iki lideri, yer Washington. (Aklıma nedense Bülent Ecevit geliyor… )
Obama daha önce Japon imparatoruna da eğildi. Fakat, eğilmenin Japon kültüründeki yeri ile Çin kültüründeki yeri arasında uçurum var. Örneğin, Çin dizilerinde birbirlerine karşı durmadan(! ) eğilip duran Japonların “inceden tiye alındığını” bile görmek mümkün. Neyse, kültür konularına daha fazla burnumu sokmadan, ekonomiye geçelim…
Nükleer güvenlik zirvesine katılmak üzere geçen hafta ABD’ye giden Hu Jintao, Başkan Barrack Obama ile yaptığı görüşmede, herhangi bir baskıyla döviz kuru politikasının değişmeyeceğini söyledi. (Hu’nun sözlerinin ABD’den çok, iç politikaya yönelik olduğunu söylemekte fayda var. Keza, Çinliler özellikle ABD’den gelen baskı ve taleplere karşı giderek hassaslaşıyor. Bu yüzden, Çinli liderlerin içine düşmeyi en son isteyecekleri durumlardan birini ABD’ye boyun eğiyor görünmek oluşturuyor…)
Pekin’in değişime hazır olduğunu söyleyen Hu, “Çin, döviz kurunu belirleme mekanizmasını gözden geçirme düşüncesine sıkı şekilde bağlı bulunuyor. Karar alırken, küresel ekonomik gelişmeleri ve değişiklikleri yakından takip edeceğiz ancak ilk önce Çin’in ekonomik durumunu göz önünde bulunduracağız” dedi.
Hu’nun yorumlarının ardından, yuan değer kaybederken, son zamanlarda Çin’in döviz politikasında değişikliğe gitmesini bekleyen diğer Asya ülkelerinin para birimlerinde de düşüşler görüldü.
Yatırımcılar ise yuanın kademeli olarak değerleneceği düşüncesine göre pozisyon alıyor.
Pekin, 2008’ın ortalarında, ekonomisinin küresel mali krizden etkilenmesini engellemek adına yuanın değerini dolar karşısında 6.8 seviyesinde sabitlemişti.
Ancak Çin’deki güçlü ekonomik iyileşme sonrasında, Pekin’in para politikalarına yönelik eleştiriler arttı ve uluslararası piyasalar yuanın değerlenmesine izin verileceği umuduna kapılmaya başladı.
Beyaz Saray Danışmanı Jeffrey Bader gazetecilere yaptığı açıklamada, Obama’nın konuşmalarında yuan konusunda hassas davrandığı ve zirvede daha çok İran’ın nükleer faaliyetlerine karşı uygulanacak yaptırımlar için Çin’den destek almaya odaklandığını belirtti.
ABD, yuanın değerinin düşük tutarak dış ticarette haksız rekabet avantajı sağladığını iddia ettiği Çin’e yönelik döviz kuru baskılarını artırdı. İki ülke arasındaki en çetrefilli sorun olarak nitelenen meselenin, liderlerin görüşmesindeki en kritik konuyu oluşturması bekleniyordu.
Çin Pazarında Yaşanan Değişimler
Çok uluslu şirketler ile yerel firmalar Çin’in hızla büyüyen orta segment pazarında ilk kez buluşuyor. Küresel gelişme açısından kritik önem taşıyan bu segment, dünya çağında başarı kazanacak şirketlerin ortaya çıkmasını sağlayacak.
İnşaat makineleri sektörünün dünya lideri Caterpillar, Çin’deki pazar payını artırmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Traktör, kepçe, greyder ve başka iş makinelerini imal eden ABD merkezli şirket, Çin’de satış yapmaya 1975 yılında, yani Başkan Mao’nun ölümünden bir yıl önce başlamıştı. Çin yönetiminin altyapı yatırımlarını yoğunlaştırdığı dönemde, Caterpillar, dünyanın en hızlı büyüyen inşaat makineleri pazarındaki varlığıyla, ekonomik büyümeye ve modernizasyona yardımcı olmuştu.
Diğer sektörlerdeki pek çok yabancı oyuncu gibi Caterpillar de Çin’deki başlangıcını, devlete, yani ekonomik reform dönemi öncesindeki tek müşteriye mal satarak yaptı. Ardından, bir üst segment ortaya çıktığında, özel sektöre kaliteli iş makineleri satmaya başladı. Ama diğer segmenderi kapsamaya hiçbir zaman yönelmedi. 2000’li yılların başlarında orta pazarda daha düşük fiyatlı ama yine de güvenilir alet ve makineleriyle Komatsu, Hitachi, Daewoo ve başka Japon ve Koreli rakipler vardı. Sonrasında, geçmişte yalnızca düşük fiyatlı ürünlere odaklanan bir dizi yerel imalatçı, doğrudan doğruya orta pazar tüketicilerini hedef alan kendi ürünlerini tasarlayarak ve piyasaya sürerek, yerleşik oyunculara savaş açtı.
Caterpillar’ın ve başka çok uluslu şirketlerin deneyimleri, Çin’e yerleşmek, bu ülkedeki varlıklarını korumak ya da genişletmek isteyen şirketlerin karşısına yeni bir savaş alanının çıktığını gösteriyor: “Yeterince iyi” pazar segmenti. Çin’in hızla büyümekte olan orta düzeyli tüketicilerini çekmek için yeterince güvenilir ürünleri yeterince düşük fiyatlarla satmak gerekiyor. Harvard Üniversitesi profesörü ve “The Innovator’s Dilemma” (Yenilikçilerin İkilemi) adlı kitabın yazarı Clayton Christensen, yeni kurulan ve yeni ürün ve hizmetler geliştirerek piyasaya süren şirketlerin yerleşik oyuncular karşısında başarı kazanmak için mükemmelliği hedeflemek zorunda olmadıklarını savunurken, “yeterince iyi” ifadesini kullanmıştı. Bu ifade, yüksek fiyatlı benzerlerinin yerini alan yeterince iyi ürünler geliştirip piyasaya sürerek Çin’deki satın alma görevlilerini etki altına alabilen orta segment pazarının oyuncuları için de kullanılabilir.
Söz konusu ileri görüşlü şirketler (yerli firmalar gibi çok uluslu şirketler), Çin’in hızlı bir şekilde genişleyen orta segment pazarındaki paylarını büyütmek gibi başlı başına önemli bir başarı sağlamaktan daha fazlasını yapıyor. Bu şirketler, kendilerini yarının dünya ölçeğindeki rekabetine hazırlıyor: Çin’e sundukları ürün ve hizmetleri diğer büyük yükselen piyasalara (örneğin Hindistan ve Brezilya) ve nihai olarak gelişmiş piyasalara ihraç etmek için ihtiyaç duydukları ölçekleri, uzmanlığı ve iş kapasitelerini oluşturuyorlar. Çin’in küresel piyasaların büyümesindeki payı (Goldman Sachs, 2000 ile 2030 yılları arasında dünya ölçeğindeki toplam GSYİH artışının yüzde 36’sının Çin kaynaklı olacağını tahmin ediyor) ve bu ülkenin gelişmekte olan diğer bölgelerdeki fırsatlardan yararlanmak isteyen şirketleri hazırlamak konusundaki rolü göz önünde bulundurulduğuna, küresel ölçekte başarı isteyen şirketlerin öncelikle Çin’deki mücadeleyi kazanmaları gerektiği açıklık kazanıyor.
Çin Pazarında Gelişen Fırsatlar
Geçmişte, Çin pazarlarının yapısı basitti. Tepede, sağlam kırlar elde eden ve hızlı büyüyen yabancı şirketlerin egemen olduğu küçük bir üst segmentti. Dipte ise düşük kaliteli, çeşitlendirilmemiş ürünleri yüzde 40’tan 90’a varan oranlarda daha düşük fiyatlarla satan ve hesaplarını doğru tuttuklarında çoğu zaman zarar ettikleri anlaşılan yerel şirketlerin egemen olduğu büyük bir alt segment bulunuyordu. Bu ikisinin arasında hızla büyüyen “yeterince iyi” segment yer alıyor.
Çin’deki “yeterince iyi” alan çok farklı nedenlerle büyüyor. Yakın geçmişte tüketicilerin satın alma biçim ve tercihlerinde kaymaların yaşanmış olması. Bunların en önemsizi değil. Bu kaymalar iki farklı doğrultuda gerçekleşiyor. Gelirleri artan tüketiciler geçmişte satın aldıkları en ucuz ürünlerden daha pahalılarına, yöneliyor. Aynı zamanda, daha yüksek gelire sahip tüketiciler, yüksek fiyatlı yabancı markalardan uzaklaşarak makul kalitedeki daha az pahalı yerli alternatifleri kabul ediyor. Sonuç olarak, Çin’in orta pazarı, üst ve alt segmentlerden daha hızlı büyüyor ve bazı kategorilerde daha şimdiden tüm gelirlerin yaklaşık yarısı bu pazardan elde ediliyor. Bugün Çin’de satılan her on çamaşır makinesi ile televizyondan sekizi “yeterince iyi” markalar taşıyor. Dolayısıyla, Çin’in ve özellikle de fırsatlarla dolu orta segment pazarının çok uluslu şirket yöneticilerinin dikkatini giderek daha fazla çekmesi şaşırtıcı değil. General Motors’un Şangay merkezli GM China Group’unun CFO’su Mark Bernhard, kısa bir süre önce Detroit News’e şu açıklamayı yapmıştı: “GM, küresel sektör liderliğini korumak için Çin’de de lider olmak zorunda.”
Otomobil üreticisinin Çin’deki stratejisi bu inancı somutlaştırıyor. Geçmişte küçük otomobil pazarının görece başarısız oyuncuları arasında yer alan GM, 2002 yılında Kore’nin zor durumdaki Daewoo Motor’unu aldıktan sonra Çin’ de rekabet etmeyi ve sonunda liderlik pozisyonunu ele geçirmeyi başarabildi. Bu satın alma sayesinde GM yeni model geliştirme maliyetini batıdakinin yarısına düşürebildi. Daewoo tarafından tasarlanmış otomobiller, GM’in ikinci büyük pazarı olan Çin’deki satışlarının yüzde 50’den fazlasını sağlıyor. Dahası, bu araçları Asyalı otomobil üreticileriyle rekabet etmek için kullanan GM, Hindistan’dan ABD’ye 150’den fazla ülkede küçük otomobiller satıyor.
Colgate-palmolive de Çin’de benzer hamleler yaptı. 1990’ların başında Çin’in en büyük diş macunu üreticilerinden biriyle ortak bir girişimde bulunan şirket, 10 yıl sonrasında da Çin pazarının en büyük diş fırçası üreticisini satın alarak, dünyanın diğer ülkelerinde rekabet etmesini sağlayacak bir üretim ölçeğine ulaştı. Çin’ deki ağız bakımı ürünleri satış gelirlerini 1998 ile 2005 yılları arasında iki katından fazlasına çıkaran Colgate, bugün Çin’ den 70 ülkeye ihracat yapıyor.
Çin’ deki yerel rakipler, bu ülkedeki ve başka yerlerdeki ticari yatırımlarından kar elde etmek isteyen çok uluslu şirketlerin karşısına çıkan en büyük tehdit durumunda. Örneğin, otomobil sektöründe, Geely ve Chery gibi yerli otomobil üreticileri yerel tüketim için yeterince iyi otomobiller çıkararak Batılı şirketlerin Çin’ deki pazar payını daralttı. Bu otomobil üreticilerinden bazıları ABD ve Avrupa’daki otomobil fuarlarında araçlarının tanıtımını yapmaya, satışa çıkarılan Batı markalarını almaya ve diğer yükselen pazarlara araç ihraç etmeye başladı. Bu oyuncuların Avrupa ve Kuzey Amerika’da rekabet etmek için gerekli olan güvenlik ve emisyon standartlarını yakalamakta ve dağıtım. ağlarını kurmakta büyük güçlük çektiği doğru. Ama hiçbir Batılı şirket, Çin firmalarının uluslararası kalite standartlarına ulaşmak ve küresel sahneye çıkmak konusundaki kararlılıklarını küçümsememeli.
Ev aletleri, mikrodalga fırın ve televizyon üreten Avrupalı ve Kuzey Amerikalı şirketler bunu çok iyi biliyor. 1990’lı yıllarda Çin’i ucuzcu yerel rakiplere terk ettikten sonra bugün aynı Çin şirketlerine karşı küresel ölçekte rekabet etmeye çalışıyorlar. Soğutucu üretmeye 1984 yılında başlamış olan Haier, Çin’in en iyi bilinen markalarından birine dönüştükten sonra ölçek avantajını ve imalat becerilerini kullanarak önce yabancı pazarlara girmeyi, ardından da bu pazarlara egemen olmayı başardı. Bugün, dünyanın en büyük soğutucu üreticilerinden biri olan Haier, küresel pazarın yüzde 8,3’ünü kontrol ediyor. Şirket, aralarında ABD, Afrika ve Pakistan’ın da bulunduğu 100’den fazla ülkeye ürün satıyor.
Kuşkusuz, Çin’deki koşullar değişti. Yerel şirketler dünya sahnesine çıkmadan önce hızla büyümekte olan yurtiçi pazarlarından yararlanarak stratejilerini olgunlaştırıyor. Dolayısıyla, çok uluslu şirketler, yalnızca bu ülkedeki ekonomik büyümeden yararlanmak için değil, aynı zamanda yerel rakiplerin küresel tehditlere dönüşmemesi için Çin’ deki pozisyonlarını koruma ihtiyacını duyuyor.
Çin Pazarındaki Engeller Nelerdir?
Pazara yukarıdan giriş yapmak isteyen yabancı şirketler bazı kısıtlarla (yüksek maliyetler, sınırlı dağıtım kapasitesi ve yeni ürünlerin eskilerinin satışını düşürmesi olasılığı) karşılaşırken, yukarı çıkmaya çalışan yerel şirketler de kendi kısıtlarıyla boğuşuyor.
Bunların en önemlisi, özellikle uluslararası düzeyde iş yapmak için gerekli yöneticilik yetenekleri. Giderek artan sayıda Çinli öğrenci MBA derecesi alıyor ve yurtdışında öğrenim görüyor. Bunlar yavaş yavaş emir-komuta anlayışına sahip ve yerel imalat birimlerinde egemen konumda olan Çinli yöneticilerden kendilerini ayırıyor. Ama Çin ekonomisinin çok hızlı büyümesi nedeniyle, ülkenin 21. yüzyıla uygun yöneticileri gereken hızla eğitmesi ve yetiştirmesi o kadar kolay değil.
Çin şirketlerinin karşılaştığı bir diğer engel, küresel oyuncularla inovasyon alanında rekabet etme ya da ölçeklerinin yetersiz olması ve yönetim araçları ile deneyimine sahip olmamaları nedeniyle güçlü markalar yaratma yeteneklerinin sınırlılığı. “Reklama ne kadar bütçe ayırmalıyız?” türü sorular bile, büyümeye çalışan yerel şirketlerin yöneticilerini zor durumda bırakabiliyor. Uzun dönemler boyunca yalnızca fiyat rekabeti yapmış olduklarından, farklı segmentlere özgü ihtiyaçları anlayarak bunları gidermek, bu ihtiyaçları AR-GE ve marka yaratma faaliyetleriyle uyumlulaştırmak ve gerekli satış ve dağıtım altyapısını kurmak konusunda yeterli deneyime sahip değiller.
Örnek olarak, Çinli telefon cihazları üreticisi Ningbo Bird’ün ilk dönem başarıları gösterilebilir. Bu şirket, 2000 ile 2002 yılları arasında telekomünikasyon pazarının yüzde 20’si ile yüzde 30’u arasındaki bir dilimi Nokia ile Motorola’dan koparan bir dizi küçük yerli şirketten biriydi. Ningbo Bird, başarısını fiyat rekabetine borçluydu. Ama başarısı kısa ömürlü oldu ve küresel genişleme yürüyüşünü sürdüremedi. Şirket, müşteri segmentasyonu, AR-GE, inovasyon ve dağıtım alanlarında yabancı oyuncuların sahip olduğu uzmanlık bilgisi ile kaynaklardan yoksundu. Buna karşın, Huawei, bu tür engelleri başarılı bir şekilde aşabildi. Başlangıçta ağ cihazları dağıtımcılığı yapan Huawei, pazarın alt segmentinden yukarılara doğru tırmanmak için gereken teknik ve yönetsel yetenekleri oluşturdu ve satın aldı. Şirket, kurulduğu dönemden itibaren satış gelirlerinin yüzde 10’unu AR-GE’ye yatırdı. Çin’ deki yeni segmentlere girmek için kendi ürünlerini geliştirdi ve ürün yelpazesini daha da genişletmek için teknik ittifaklar kurdu. Devlet desteğiyle iç pazarda birleşme sağlayan Huawei, bu süreçte çok büyük bir üretim ölçeğine ulaştı. Şirket, şu anda yerel telekomünikasyon ağları pazarının yüzde 14’ünü kontrol ediyor. Şirket, kendi markalarına dönük müşteri farkındalığı yaratmak için 3Com gibi küresel markalarla ortaklıklar kuruyor.
Huawei, faaliyet alanlarını 14 yıldan uzun bir süre boyunca aşamalı olarak genişletti. Şirket, ilk aşamada, çok uluslu şirketlerin rekabet etmediği gelişmekte olan bölgelerde yerleşiklik kazandı. Ardından, Rusya ve Brezilya gibi yükselen pazarlara giriş yaptı. Son olarak da gelişmiş ülkeleri hedef aldı. Saldırgan satış ve pazarlama yöntemleri kullanarak, Çin merkezli AR-GE faaliyetlerinin düşük maliyet düzeylerinden yararlanarak ve imalat süreçlerinin bir bölümünü Çin’ deki diğer oyunculara aktararak uluslararası ölçekte büyüdü. On yıldan biraz daha uzun bir süre önce, Huawei, pek az çok uluslu şirketin ciddiye aldığı, yerel bir pazardaki bölgesel bir şirket konumundaydı. 2005 yılında ise, 8,2 milyar dolarlık geliriyle, InfoTech Trends sıralamasına göre ağ donanımları sektöründe Cisco’nun ardından ikinci sıraya yerleşti. Eğer Çin’deki doğru segmenti büyümek için bir sıçrama tahtası olarak kullanamasaydı bu başarıyı sağlayamazdı.
Çin’de Nasıl İş Yapılır?
Çin halkı için güven unsuru çok önemli. Bir Çinli yabancı biriyle İlişki kurarken bir takım dostluk ritüellerine çok önem veriyor. Birçok kez yemeğe çıkmak iş yapmanın ayrılmaz bir parçası.
Çin’in dünyaya gövde gösterisinde bulunduğu şehri Şanghay’ın Türk Ticaret Eski Ataşesi M. Göktuğ Bayrı, Çin’de iş yapmak için sistemi iyi anlamak gerektiğini, kültürel ve etik değerleri de iyi yorumlamanın önemine değindi. Bayrı, bu ülkede kimin ne kadar liberal olacağına ve serbest pazar koşulları içinde ne kadar sermaye birikimi yapacağına hâlâ devletin karar verdiğini belirtti.
Bıçak Sırtı Bir Dengede
Bayrı artık rekabet edemeyen Türk girişimcilerin Çin’de yatırım yapmak istediğini ancak yurtdışına giden yatırımların tepki çektiğini belirterek “Çin’e yatırım yapalım deyince kızan insanlarımız haklı olarak diyor ki ’Türkiye’deki istikrar, istihdam ne olacak.’ Gönül ister ki bütün yatırımlar Türkiye’de yapılabilsin, insanımız işsiz kalmasın, herkes para kazansın ama bu öyle bıçak sırtı bir denge ki” dedi.
Bayrı şöyle devam etti: “İhracata dönük çalışan sektörlerde Çin’le rekabet edemeyince, gelip Çin’de üretmezseniz ihraç pazarlarınızı kaybedebilirsiniz. Rekabet edemeyince çalıştırdığınız işçileri işten çıkarmak zorunda kalabilirsiniz. Bıçak sırtı bu denge tutturulmalı. Artık dünyada Çin’i göz ardı ederek üretim yapmak kolay değil. Batılı şirketler gibi burada üretip dünya pazarlarına satacaksın.” Bayrı, Türkiye’nin doğuya giden bir gemide batıya doğru koşanların ülkesi olduğunu da söyledi.
İş Yapmak Zorlaşıyor
Bayrı, Çin’e mal satmanın zorluğuna değinirken, “Çin’de öyle bir ticari grup var ki gördüğünü hemen almıyor. Almaya hazır bile olsa elinde para bile olsa gelip görmüyor. Türkiye’ye alım heyetleri düzenliyoruz, diyoruz ki uçak parasını ver gerisine karışma otelin şehir ulaşımı bizden diye seni Türk firmaları ile görüştüreceğiz diyoruz ama kimse gelmiyor. Mermer dışında hiçbir alım heyetine doğru dürüst cevap alamadık. Çinli şunu istiyor bana mal satacak adam benim ayağıma gelsin” diye konuştu.
Çin’in oyunu uluslararası kurallar çerçevesinde oynamaya başladığını, artık Çin’de de iş yapmanın kolay olmadığını belirten Bayrı, “Küçük ve orta büyüklükte bir yatırımcıysanız, ileri teknoloji sektörlerinde değilseniz hemen size bedelsiz arazi, ihraç ettiğiniz ürünlerden katlı kur sistemiyle fazla döviz veya vergi iadesi vermiyorlar. Rekabet burada da zor” dedi. Bayrı, Çin’e akan yabancı sermayeye, 2006’da 1.7 trilyon dolara ulaşan dış ticaretine değinerek, bunun yüzde 50’sinin yabancı şirketlerce kontrol edildiğini de vurguladı.
Ucuz Olmaktan Çıkıyor
Çin’de kurumlar vergisi oranı yüzde 33, üretim sektöründe Şanghay’da çalışanlar için yüzde 24, serbest bölgelerde ilk iki yıl vergisiz, kademeli olarak daha sonra yüzde 7.5 ve yüzde 15’e çıkıyor. Bayır, Çin’de teşviklerin, Türkiye’de serbest bölgelerde uygulanan teşvikler gibi budandığını belirterek “Çin artık vergi muafiyeti cenneti, ucuz ara malı cenneti olmaktan hızla çıkıyor.
Çin’i doğru okumak doğru anlamak gerekiyor” diye konuştu. “Şanghay ucuz mallar cennetidir. Hemen bir yerde bir şey açalım, satalım veya olmadık bir şey bulup Türkiye’ye götürelim, büyük paralar kazanalım” dönemlerinin geçmişte kaldığını vurgulayan Göktuğ Bayrı “Çin’in DTÖ üyeliğinden bu yana bu durum giderek azalıyor. Girişimcilerimiz için hayatta zorlaşmaya başladı” dedi.
En Büyük İş İnşaatta
Çin’in ihracat ve alt-üst yapı yatırımı olmak üzere iki temel büyüme motoru olduğuna değinen Bayrı, alt ve üst yapı yatırımlarının inşaat malzemeleri satışını önemli ölçüde körüklediğini söyledi. Mayıs 2006’da, AB ve Türkiye’nin kotalar ve antidamping gibi önlemleriyle Çin’in ihracatında kısa vadede zorluklar yaşadığını anımsatan Göktuğ Bayrı, “Bunları dikkate alarak Çin politika değişikliğine gitti. Artık ihracat odaklı büyümeden sıyrılıp gelirleri ve iç tüketimi artırıcı yöntem izlemeye karar verdi” diye konuştu. Göktuğ Bayrı, Çin’de büyüme hızı yüzde 15 olan inşaat sektörünün bu kararlarla biraz daralabileceğini de söyledi.
35 Milyon Dolar’lık Türk Yatırımı Var
Göktuğ Bayrı Çin’e şu ana kadar Türkiye’den 35 milyon dolar civarında yatırım geldiğini belirterek şunları söyledi: “Çin’de 100 kadar Türk şirketi ve temsilcilik ofisi var. Bunun 50’ye yakını Şanghay ve çok yakın çevresinde. Yatırımın çoğu temsilcilik ofisi; ticari faaliyet riski bulunmayan yerler. Ünsa’nın Hanzoo’da sanayi tipi çuval üretim tesisi, Çimtaş’ın sanayi tipi çelik boru üretimi var. Dönmez Dericilik’in, 30 milyon dolarlık bir yatırımın yüzde 50 ortağı. Guanzoo eyaletinde Demirdöküm’ün şofben ürettiği bir yer var. Beko markasıyla ciddi mal satan Arçelik yatırımla ilgileniyor. Goldaş burada yatırım düşünüyor. 10 yılda şimdikinin en az üç-beş katı sermaye gelebilir. Türkiye’den ilgi çok ama KOBİ’lerin kolay gelebildiği bir yer de değil.”
Çin Pazarının Genel Özellikleri
Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki mevcut durumun en belirgin özelliği çok hızlı bir değişimin gözlenmesi. Özellikle DTÖ’ye giriş sürecinde 2002 yılından itibaren geçiş dönemi olarak verilen 5 yıl içerisinde bu değişimin tüm sektörlerde kendini daha fazla hissettirmesi bekleniyor. Bu değişim göreceli de olsa açılım/serbestlik yönünde olacağından Çin pazarına ihracat yapan ve yapacak olan ihracatçılarımız açısından sonuçlarının olumlu olması bekleniyor.
Bölgesel Farklılıklar: 9 milyon 600 bin m2 yüzölçümü ile çok geniş bir ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti, idari açıdan 31 Eyalet/bağımsız belediyeden oluşuyor. Bölgeler arasında bulunan başta iklim olmak üzere diğer fiziki farklılıklar, tüketici tercihlerinde de farklılaşmalara neden oluyor. Diğer yandan, ülkenin sahil kesimini oluşturan doğu bölgeleri çok hızlı kalkınırken, batı kesimleri geri kaldı. Örneğin Şanghay’da 2000 yılında 4 bin 182 dolar olan kişi başına milli gelir, Guizhou’da 322 dolar oldu. 2001 yılında, kentsel bölgelerde yaşayanların geliri yüzde 8,5 oranında artarken, kırsal bölgelerde gelir artışı yüzde 4,2’de kaldı.
Mevzuat ve Uygulama Problemleri: Çin Halk Cumhuriyeti’nde piyasa ekonomisi reformları gerçekleştirilmeye başlanmakla beraber, aşırı devletçi ve yasakçı komünist sürecin etkileri henüz tamamen ortadan kalkmadı. Serbest pazar reformlarının devletçi sistem içerisinde uygulanmaya çalışılması, bürokrasinin büyümesine ve yolsuzlukların artmasına neden oldu. Merkezi hükümet yolsuzlukla mücadelede sert tedbirler uygulamaya başladı. Mevzuatlar, ülke içerisindeki idari bölgelere göre değişiklik gösteriyor, dahası, aynı bölgelerde uygulayıcılar açısından da farklılıklar oluyor. Mevzuatların kaleme alınış şekli yorumlamalara açık olup, uygulayıcıların farklı yorumları nedeniyle mevzuatın uygulanmasında uygulayıcıya göre farklılıklar ortaya çıkabiliyor. Bu çerçevede geniş bir gayri resmi yapı oluşmuş olup, bu yapı kimi çevrelerce ‘ahbaplık’ ekonomisi anlamına gelen ‘guanşi’ ekonomisi olarak adlandırılıyor.
Pazara Giriş Stratejileri:
1. Serbest Bölgelerimize Çinli yatırımcı çekebilmek için üst düzeyde temas kurulmalı.
2. Düşük fiyatlı ürünler yerine kaliteli ürünlere yoğunlaşılmalı.
3. Hitap edilmesi gereken hedef tüketici kitlesinin orta-üst ve üst gelir grupları olmasına dikkat edilmeli, ürün profili bu grupların beklentilerine göre şekillendirilmeli.
4. İhracat ya da yatırım, her ne amaçla olursa olsun, mutlaka yerel piyasada fiilen sürekli eleman bulundurulmalı, şirket olmasa dahi mutlaka temsilcilik açılmalı.
5. Özellikle kültürel farklardan kaynaklanacak kayıpları en aza indirmek için istihdam edilecek kilit role sahip personelin ücretlerinin tespitinde Çin standartlarının üzerinde bir maliyete katlanmanın bir zaruret olduğu gözden kaçırılmamalı, aksi halde çok önemli bir personelin, özellikle yabancı yatırımların yoğun olduğu bölgelerde küçük bir ücret farkı için işi bırakabileceği unutulmamalı. Dünyada şirketler arasında ortalama %3 seviyelerinde tolere edilen kalifiye eleman sirkülasyonu oranının Çin’de %10’ların üzerinde olduğu dikkate alınmalı.
6. Kişisel dostlukların çok önemli olduğuna, kontrat imzalamanın son 10 dakikalık bir prosedürden ibaret bulunduğuna, ancak tatminkâr ve sağlıklı kontratlar imzalayabilmenin yolunun sıcak ilişkilerden ve dostluk yemeklerinden geçtiğine dikkat edilmeli.
7. Herhangi bir ürünün pazarda tutundurulmasının zaman istediği, zaman anlayışının Ülkemizdekiyle asla örtüşmediği, Çinlilerin çok yavaş işlem yürütülen bankalarda bile sıralar halinde, hiç tepki göstermeden saatlerce ve sabırla beklemeyi tolore edecek bir kültürden geldikleri mutlaka hesaba katılmalı.
8. Profesyonel ihtisas fuarlarına, belirli bir hedefe ulaşana kadar sabırla iştirak edilmeli ve fuarın yetkinliği mutlaka araştırılmalı.
9. Yazılı olmayan kurallar, keyfi uygulamalara karşı korunmanın en güvenilir yolunun uzman danışmanlık hizmeti almak olduğu kavranmalı, Çin pazarına girmenin bu nedenle ortalamanın üzerinde emek ve para gerektirdiği göz önüne alınarak mali porte hesaplanmalı.
10. Marka olmanın dış ticaret başarısındaki önemi her ne kadar ortadaysa da özellikle orta-üst gelir düzeyine hitap edecek konfeksiyon ürünlerinde markalı ürünlerin kalitesini hatırlatacak tarzta “stil” yaratabilmenin arayışları içinde olunmalı.
11. Hazır giyim alanında “department store” türü alışveriş merkezlerinde yer kiralama imkânları araştırılmalı.
12. Çin’de çok önemli bir yeşil çay üretimi ve geleneği bulunmakla birlikte, geleneksel ihraç ürünlerimizin yanında siyah poşet çay ve diğer meyve çayları konusunda, özellikle dışa açılan, en çok yabancı sermaye çeken, kalkınmada öncelikli doğu sahili kentlerinde bulunabilecek potansiyelden yararlanma imkânları incelenmeli.
13. Geleneksel ihraç ürünlerimizin yanında, önemli satış potansiyeli olabileceği düşünülen ayakkabı boyaları, süet ve nubuk ayakkabı boyaları ve bakım ürünleri ile ayakkabı cilalama süngerleri için de pazarlama çalışmaları yapılmalı.
14. Özellikle mermer ihracatının getirisinin artırılabilmesi için, gerekirse bir kaç firmanın bir araya gelmesi suretiyle Çin’de mermer işleme imkânları araştırılmalı.
15. Ticaret yapmaya kalkışmadan önce, mutlaka hedef ürün tespiti yapılarak karar verilmeli ve Ticaret Ataşeliği ya da Ticaret Müşavirliği’nden alınacak bir kaç sayfalık ithalatçı listesine mektup yazarak Çin pazarına girilemeyeceği, kişisel çaba ve çalışmaların sürekliliğinin çok önemli olduğu, pazarda sürekli bulunmak için en azından bir temsilcilik ofisi açmanın faydalı olacağı iyi anlaşılmalı.
16. Gerektiğinde, özellikleri fazlaca bilinmeyen bir pazarda zaman ve para kaybetmek yerine, bu ülkede yerleşik Türk aracılar da dahil olmak üzere, aracı ile belirli bir bedel karşılığında çalışılması bir kayıp olarak görülmemeli.
17. Carrefour gibi zincir marketlerde bazı Türk gıda ürünlerinin Türk Bayrağı etiketli raflarda satılmakta olduğu dikkate alınmalı ve tüketiciye ulaşmada kalite imajı yüksek marketlere yönelik pazarlama ve tanıtım faaliyetleri yürütülmeli.
18. Finansal imkânlar ölçünde mümkün olduğunca reklam ve tanıtıma önem verilmeli.
19. Reel sektör dışında, özellikle turizm alanında gelişme kaydedebilmek ve turizm gelirlerimizi artırabilmek için Çin’de popüler olan bazı seyahat yazarları Türkiye’de misafir edilmeli, bu kişilere etkin tanıtım yapılmalı ve böylelikle bu yazarların ülkelerine dönüşte çalıştıkları basın yayın organlarında Türkiye’nin tanıtımını yapmaları sağlanmalı.
Çin pazarına giriş noktaları
Hong Kong dünyanın, en serbest ekonomisi, en yüksek kişi başı gelire sahip ikinci ülkesi, en büyük döviz rezervine sahip üçüncü ülkesi. İnsanların, malların, sermayenin ve bilginin serbest dolaşımına dayalı sistemi var. Yabancı ve yerli yatırımcılar için eşit uygulamalar, düşük ve öngörülebilir, basit bir vergi sistemi sözkonusu. İthal edilen mallardan gümrük ve benzeri vergiler alınmıyor.
Hong Kong’un Çin pazarına giriş için seçilebilecek en uygun nokta olduğu söylenebilir. Çin kültürü hakkında tecrübeli, uluslararası deneğimli, eğitim seviyesi yüksek ve İngilizce konuşulan bir iş merkezi. Çin’deki en büyük yatırımcı oluşu, pazara yakınlığı ve bölgedeki en üst düzeyde lojistik altyapısına sahip oluşu da avantajlar arasında sayılabilir.
Hong Kong, Çin’in en büyük ticaret ortakları arasında. Çin piyasasına yönelik oldukça fazla bilgi birikimi bulmak mümkün. Burası yabancı firmaların, Çin ve diğer Asya ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerini yürütebilecekleri bir merkez olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, Çin ve Hong Kong arasında 1 Ocak 2004 itibariyle geçerli olan “Daha Yakın Ekonomik İşbirliği Anlaşması” (CEPA) imzalandı. Bu işbirliği anlaşması (CEPA) Hong Kong menşeli firmaların Çin’e yönelik ticari faaliyetlerinde oldukça fazla imtiyaz elde etmesini sağlıyor. CEPA anlaşması sayesinde Hong Kong’lu firmalar yerel firma statüsüne yakın muamele görüyor ve birçok ürünü gümrük vergisi uygulanmaksızın satabiliyor. Firma sahiplerinin milliyetleri konusunda bir sınırlama olmaması Hong Kongda firma kurmayı cazip hale getiriyor. Çin’de sermayesinin tamamı Hong Kong menşeli firmaya ait mağaza ve satış alanı açma imkanı tanınıyor.
Asyanın merkezinde oluşu Çin ve Asya pazarına mal satmak isteyen firmalar açısından stratejik önem taşıyor. Hong Kong’un ihracatının çoğunluğu ÇHC menşeli malların re-eksportundan oluşuyor. Hong Kong yapmış olduğu %85 oranında re-export ticaretin %55 lik bölümü Çin menşeli mallardan oluşuyor. 2004 yılında Hong Kong’un Çine ihracatı 115 milyar dolar tutarında gerçekleşti. Çin’in Guangdong eyaletinde 70.000’i aşkın Hong Kong’lu firma, 2000’i aşkın Çin’li firma da Hong Kong’da faaliyet gösteriyor.
Mücevherat ve Saat, Elektronik, Oyuncak, Asya Pasifik Deri Fuarı, Hediyelik Eşya ve Ev Eşyaları alanında düzenlenen fuarlar dünyanın en büyük fuarlarından ve ürünlerin tanıtımı için iyi bir fırsat
Şanghay,
Tamamen yabancı veya yerli firmalarla ortak kurulan işletmelerin özsermaye miktarı en az 200.000 ABD doları kadar olmak durumunda. Kendi kullanımları için makina ithalatı yapmak isteyen firmalar onay almak koşuluyla vergisiz ithalat yapabiliyorlar.
Yabancı yatırımcılar birçok vergi kolaylığından faydalanabilmektedirler, ihracat iadesi alabilirler ve karlarıyla Çin’de yatırım yapmaları durumunda %40 ve fazla oranda iade alabilirler. Yatırımcılar, arazi mülkiyeti edinemiyor fakat 50 yıla kadar süre ile kiralayabiliyor.
Pearl River Delta,
60 milyon nüfusu ile Çin’in ekonomik olarak en gelişmiş ve şehirleşmiş bölümüdür. Dış dünya ve yatırımlara ilk olarak bu bölgede başlandı. Çin’in dış ticaretinin büyük kısmı buradan gerçekleşiyor. Alım gücü hızla artan orta gelirli tüketicinin yoğunlukla yaşadığı bölge ve dünyanın en büyük üretim merkezlerinden biri durumunda. Bu bölgenin milli geliri Singapur, Malezya ve Filipinlerin toplamından daha fazla.
Çin’in Döviz Kontrolü
Döviz ile Ödemeler ve Döviz ile Ödeme Kabul Etme Üzerinde Denetim
Çin Halk Cumhuriyeti’nde (ÇHC) döviz ile ödemeler, cari hesap veya sermaye hesapları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Cari hesap, ticaret ve işgücüne ilişkin ödemelerin tek yönlü döviz transferleri ile yapılmasını kapsamaktadır. Cari hesaplar üzerinden yapılan uluslararası ödemeler ve transferler hakkında herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Sermaye hesabı, doğrudan yatırımlar, her türlü kredi, portföy yatırımı ve benzeri gerekçeler ile döviz ödemeleri ve ödeme alıntısını kapsamaktadır. Sermaye hesabı haraketleri üzerinde sıkı bir denetim mevcuttur.
Yabancı Sermayeli İşletmelerin Döviz Transferleri Üzerindeki Deneti
a) Cari Hesaplar
Cari Hesaplar Altında Alınan Döviz Transferleri
Yabancı sermayeli işletmeler (Foreign-invested enterprise, FIE), Devlet Döviz İdaresi’nin (the State Administration of Foreign Exchange – SAFE) ön onayını alarak, SAFE’den alınan “Döviz Tescil Sertifikası” ( Foreign Exchange Registration Certificate) ve diğer destekleyici belgeler ile birlikte ÇHC Hükümetince belirlenmiş bankalarda döviz hesabı açabilmektedir. Yabancı sermayeli işletmeler, banka cari hesablarına transfer edilen dövizin hepsini hesapda tutamamakta ve sadece SAFE’nin belirlediği miktar dövizi cari hesaplarında muhafaza edebilmektedir. Sözkonusu miktarı aşan döviz, ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalara satılmak zorundadır.
Cari Hesaplardan Yapılan Döviz Ödemeleri
Yabancı sermayeli işletmeler, kendi faaliyet alanına ilişkin olarak yurtdışına ödeme yapmak zorunda olduğu zaman kendi banka döviz hesabından çekerek gerekli transferi yapabilmekte ve sözkonusu hesapdaki döviz miktarı yapılacak ödeme için yeterli olmadığı takdirde, ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalardan Renminbi ile döviz satın alabilmektedir. Konuya ilişkin detaylar aşağıdaki gibidir:
1. Yabancı sermayeli şirketlerin yabancı ortağı/ortakları, vergilendirme sonrası paylarına düşen firma faaliyet karlarını ve temettülerini, yönetim kurulunun kar ve temettü dağıtım yüzdelerine ilişkin kararının ibrazı ile şirketin banka döviz hesabından ya da sözkonusu hesapdaki döviz yeterli olmadığı takdirde, ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalardan döviz satın alınarak kendi ülkelerine transfer edebilmektedir.
2. ÇHC’deki yabancı sermayeli işletmelerin yabancı, yabancı ülkelerde yerleşik Çinli, Hong Kong’lu, Macao’lu ve Tayvan’lı çalışanlarının vergilendirme sonrası eline geçen maaşları ve diğer kanuni gelirleri, dövize çevrildikden sonra ilgili destekleyici belgelerin ibrazı ile ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalar aracılığıyla çalışanların ülkelerine gönderilebilmektedir.
3. Vergilendirme sonrası döviz olarak ödenebilen hisse temettüleri, kar paylaşımına ilişkin yönetim kurulu kararının ibrazı ile şirket banka döviz hesaplarından veya sözkonusu hesapdaki döviz yeterli olmadığı takdirde, ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalardan döviz satın alınarak hisse sahiplerinin ülkesine transfer edilebilmektedir.
Döviz Alıntılarının ve Ödemelerin Gerçekleştirilmesi ve İlgili İşlemlerin Kapatılması
SAFE’nin ilgili düzenlemeleri çerçevesinde, yabancı sermayeli işletmelerden yapılan her ihracatın kayıt ettirilmesi istenmektedir. Döviz cinsi olarak alınan ihracat gelirlerinin ilgili banka hesabına transferi için yapılması gereken işlemler gerçekleştirilmekte ve takiben daha önce ihracata ilişkin yapılan sözkonusu kayıt üzerinden teyid edilerek kapatılmaktadır. İthalat yapmak için yurtdışına döviz transferlerinde de aynı prosedür takip edilmektedir.
b) Sermaye Hesapları
Sermaye Hesabı Altında Döviz Alıntıları
* Yabancı ve Çinli ortaklar tarafından, yabancı sermayeli ortak yatırım şirketlerine sağlanan yatırım sermayesi,
* Dış borçlar, yurtdışına ödenmek üzere alınan krediler ve ÇHC’de yerleşik ÇHC finans kuruluşlarından yabancı sermayeli şirketlere verilen döviz cinsi krediler,
* Yabancı sermayeli işletmelerin hisselerinden elde edilen döviz gelirleri ve sermaye hesabı altında diğer döviz alıntıları.
Sermaye Hesabı Altında Döviz Alıntılarının İdaresi
Yabancı sermayeli işletmeler, yurtdışından ÇHC’ye döviz transfer edilebilmesine ilişkin hukuki düzenlemelerde yapılması istenen işlemleri tamamlayarak ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalarda sermaye döviz hesabı açmakla yükümlüdür. Sözkonusu bankalara yapılacak herhangi bir döviz satışının SAFE tarafından onaylanması gereklidir.
Yabancı sermayeli işletmeye yabancı ve Çinli ortaklarca döviz cinsi yatırım sermayesinin transfer edilebilmesi için öncelikle ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalarda bir sermaye hesabı açılması istenmektedir. Sözkonusu hesapda tutulan döviz, SAFE’nin ön onayının alınması şartı ile sermaye hesabı harcamaları kadar cari hesap harcamalarının ödenmesinde de kullanılabilmektedir.
Yurtdışından alınan borçlar, yurtdışına geri ödemeli krediler ve ÇHC’deki yerel finans kuruluşlarınca yabancı sermayeli işletmelere verilen döviz cinsi kredilerin transferi için ilgili firma adına bankada bir kredi hesabı açılmalıdır. Sözkonusu kredi hesabında muhafaza edilecek döviz miktarı, dış borçlar, yurtdışına geri ödemeli krediler ve ilgili döviz cinsi krediler ile alınan ve SAFE’den onay alınan ve kayıt yaptırılan kredi anlaşmalarında belirtilen miktar ile aynı olmak zorundadır. Ayrıca, anılan banka döviz hesabındaki döviz, sadece kredi anlaşmasında belirtilen ve SAFE’nin ön onayına tabi olan amaçlar için kullanılmak zorundadır.
Yabancı sermayeli işletmelerin sahip olduğu şirket hisselerinden elde edilen döviz gelirleri için bir portföy hesabı açılmalıdır. Bu hesapdaki dövizler, döviz cinsi hisse gelirlerinden oluşmak zorundadır. Ayrıca, sözkonusu portföy hesabındaki döviz, yerel menkul değerler denetim dairelerince onaylanmış prospektüs (Kişileri bir şirketin hisse senedi veya tahvillerini satın almaya davet eden belge) de belirtilen amaçlar için kullanılmalıdır.
Sermaye Hesabından Yapılan Ödemeler
* Alınan dış kredi anaparasının geri ödenmesi ve dış kredi garantilerinin ödenmesi;
* Yabancı sermayeli şirketlerin döviz cinsinden yatırım sermayesinin artırılması, devri veya yatırım sermayesinin diğer şekillerde yapısının değiştirilmesi;
* İlgili düzenlemelere uygun olarak yabancı sermayeli şirketlerin tasfiyesinden elde edilen sermaye gelirleri;
* Yabancı ortak tarafından elde edilen karların ÇHC içinde ortağı olduğu yabancı sermayeli şirketlerin sermayelerinin artırılmasında veya yeni bir ortak yatırım şirketi kurulmasında değerlendirilmesi;
* Yatırımcı firmalarca ya da şahıslarca döviz cinsinden sermaye ile ÇHC’deki yatırımlarının artırılması;
Sermaye Hesabından Yapılan Döviz Ödemelerinin İdaresi
“Çin Halk Cumhuriyeti Döviz Kontrol Düzenlemeleri” ( Regulations for Foreign Exchange Control of the People’s Republic of China) uyarınca sermaye hesabına tüm döviz alıntıları ve sermaye hesabından döviz ödemeleri SAFE’nin ön onayına tabidir.
Yabancı sermayeli firmaların hangi gerekcelerle banka sermaye hesablarından döviz ile ödeme yapabileceği aşağıda belirtilmektedir:
* Alınan Dış Kredilerin Geri Ödenmesi: ÇHC, dış kredilerin yönetiminde bir ön onay sistemini benimsemiştir. SAFE, alınan dış kredilerin ilgili mevzuata göre tescil ettirilmediği takdirde dış kredi geri ödeme başvurusuna onay vermemektedir. Yabancı sermayeli şirketler, dış kredi anaparası, faizi ve ilgili harçların ödemesinin yapılabilmesi için gerekli olan SAFE’nin ön onayını almak üzere başvuruda bulunduğunda, dış kredinin SAFE’ye tescil ettirildiğini gösteren belge, dış kredi sözleşmesi ve kredi verenin kredi anapara ve faiz geri ödemelerine dair tebliği (Tebliğ, kredi anapara ve faizi, faiz oranını, faiz hesaplama methodunu, ve faiz tahakkuk eden gün sayısını ve diğer ilgili bilgileri içermelidir.) ibraz etmelidir. SAFE’nin onayı alınmak şartı ile yabancı sermayeli işletmeler, kendi banka döviz hesaplarından veya ÇHC Hükümetince belirlenmiş bankalardan döviz satın alarak ödeme yapabilmektedir. Yabancı sermayeli şirketler, ÇHC’deki yerel finans kuruluşlarına döviz kredisi anaparası, faiz ve ilgili harçların ödenmesi için gerekli olan SAFE’nin ön onayı alınmak üzere, “Döviz Kredi Tescil Sertifikası” (Registration Certificate of Foreign Exchange -Debt- Loan), kredi veren kuruluşun anapara ve faiz geri ödenmesine ilişkin tebliği ve kredi anlaşması gibi gerekli belgelerin ibrazı ile kredi hesabı açılan ilgili finans kuruluşuna başvurmalıdır. Dış kredi garanti sözleşmesinin alınması için yerel döviz idaresine tescil ettirilmesi ve SAFE’nin ön onayının alınması gereklidir. Kredi sözleşmesinin şartlarına uygun dış garantinin alınması için SAFE’nin ön onayı istenmektedir.
* Kıyı Ötesi Yatırımlar (Offshore Investments): Yurtdışına yatırım yapmak için ilgili onay merciine başvuru yapılmadan önce yatırım sermayesinin kaynağı SAFE tarafından teftiş edilmelidir. SAFE tarafından onaylanması şartı ile sözkonusu yatırım sermayesi ülke dışına çıkarılabilmektedir.
*
İşletmenin Tasfiyesi: İlgili düzenlemelere uygun olarak yabancı sermayeli bir şirketin tasfiye edilmesi ve takiben tüm vergiler ödendikden sonra kalan bakiye sermayeden yabancı hissedarın payına düşen miktar, SAFE’den ön onay alınmak şartı ile ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalar aracılığıyla veya kişi beraberinde hissedarın ülkesine, ülke dışına transfer edilebilmektedir. Çinli ortağa ait olan dövizin tamamı ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalara satılmalıdır.
*
Yeniden Yatırım: Eğer yabancı sermayeli şirketin yabancı ortağı, ÇHC’de Renminbi veya döviz olarak şirket faaliyetlerinden elde edilen karları yeniden ÇHC’de yatırıma dönüştürmek ister ise, ilgili belegelerin ibrazı ile yerel döviz idaresine başvurmalıdır. Yerel döviz idaresi, yapılan denetimin olumlu sonuçlanması halinde yeniden yatırım yapılan işletmenin faaliyet kaydını yapacak ve ilgili yetkili muhasebe şirketi de şirketin kredi denetim onayı talebine istinaden bir tasdik belgesi düzenleyecektir. Şirket karlarını yatırıma dönüştüren şirket, SAFE’den alınmış geçerli izinlerin ibrazı ile kendi banka döviz hesabından veya sermaye hesabından ödeme yapabilmektedir.
*
Sermaye Artırımı: Yabancı sermayeli firmaların yabancı ortağı, ÇHC’deki kendi yatırımlarını artırmak istediği takdirde, ilgili dairelerden alınan onay belgeleri ve diğer ilgili belgelerin ibrazı ile yerel döviz idaresine başvurması gerekmektedir.
*
Yabancı Sermayeli Yatırım Şirketleri: Eğer bu şirketler, ÇHC’de döviz fonları ile yatırım yapmak isterse SAFE’den ön onay alınması gerekmektedir.
*
Kayıtlı sermayenin artırılması, tasfiyesi veya diğer şekillerde sermaye yapısının değiştirilmesi: Bir yabancı sermayeli işletme, kayıtlı sermayesini artırmak, tasfiye etmek veya bir başka şekilde kayıtlı sermayesinin yapısını değiştirmek istediğinde, SAFE’den ön onay alması gerekmektedir. Yabancı sermayeli firmalar, SAFE tarafından düzenlenen “Yabancı Sermayeli Firmalar Döviz Yatırım Sermayesi Yurtiçi Transferi Onay Mektubu”nun (FIE Foreign Exchange Investment Capital Domestic Transfer Approval Letter) ibrazı ile ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalar aracılığı ile yatırım yapılan şirket banka hesabına döviz transferi yapabilmektedir.
*
Muhkim Organizasyonlar ve Personellerinin Döviz Cinsi Gelirlerinin ve Harcamalarının İdaresi
ÇHC’deki yabancı büyükelçilikler, konsolosluklar, uluslararası kuruluşlar ve hukuki kişilik statüsüne haiz diğer yabancı kuruluşlar kendi dövizlerini muhafaza edebilmektedir. Sözkonusu uygulama, anılan kuruluşların çalışanları için de geçerlidir. İlgili personel bu alandaki düzenlemelere uygun olarak belirlenmiş bankalarda döviz hesabı açabilmektedir.
Sözkonusu muhkim kuruluşlar ve bunların personelinin tüm hukuki Renminbi gelirleri, geçerli ispatlar ve faturaların ibrazı ile SAFE tarafından belirlenmiş bankalarda dövize dönüştürülebilmekte ve ÇHC dışına transfer edilebilmektedir. Anılan kuruluşların yurtdışından ÇHC’ye transfer ettikleri dövizler veya personelleri beraberinde ÇHC’ye getirilen dövizler, kendi bünyelerinde tutulabileceği gibi belirlenmiş bankalara yatırılabilmekte veya satılabilmektedir. Sözkonusu döviz, geçerli belgelerin ibrazı ile SAFE tarafından belirlenmiş bankalar aracılığıyla ya da kişi beraberinde ÇHC dışına transfer edilebilmektedir.
ÇHC’de muhkim yabancı organizasyonlar ve çalışanları, ÇHC dışından getirdikleri ya da ÇHC’de satın alınan kişisel ekipmanları, eşyaları ve aletleri satması halinde satış sonrası elde edilen Renminbi’yi SAFE tarafından belirlenmiş bankalarda dövize çevirebilmekte ve kuruluş faaliyet kayıt sertifikası veya kişisel kimlik belgeleri ve ilgili satışlarını ispatlayan belgelerin ibrazı ile ÇHC dışına transfer edebilmektedir.
ÇHC’de kısa süre kalan yabancı uyruklu kişiler, yabancı ülkelerde yerleşik Çinliler ve Hong Kong, Macao ve Tayvan muhkimleri, ÇHC’de kaldıkları süre içinde kullanamadıkları Renminbi’leri pasaportlarını ve Renminbi alım-satım makbuzunun aslının (Altı ay geçerlidir) ibrazı ile dövize geri çevirebilmekte ve beraberlerinde ÇHC dışına çıkarabilmektedir.
Yabancı Yatırımcının Sahip Olduğu Hisse Oranında Şirket Karlarını Kendi Ülkesine Transfer Etmesi
ÇHC, yabancı sermayeli şirketlerin ve kıyıötesi (off-shore) hisse senedi satışı yapan firmaların, şirket faaliyet karları, temettü ve ikramiyelerin (hissedarlara verilen fevkalade temettü) yurtdışına çıkarılmasına müsaade etmektedir. Sözkonusu gelirlerin transferi, SAFE’nin ön onayını gerektirmemektedir. İşletmeler, gerekli belgelerin ibrazı ile döviz idaresine menşe ülkeye gelir transferine ilişkin ayrıntılı bilgi vererek ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalar aracılığı ile gelirlerini yabancı ülkelere transfer edebilmektedir.
“Belirlenmiş Bankalar Tarafından Karların, Temettülerin ve İkramiyelerin Yatırımcının Ülkesine Transferine İlişkin Tebliğ”ne (Notice on Issues Concerning the Remittance of Profits, Dividens and Bonuses by Designated Banks) uygun olarak SAFE, çeşitli aralıklar ile 100.000 ABD Dolarına veya daha fazla değere denk miktardaki gelir transferlerine veya gerçekliğinin belirlenmesinde kuşku oluşan gelir transferlerini denetleme yetkisine haizdir.
Karların, Temettülerin ve İkramiyelerin Yabancı Yatırımcının Ülkesine Transfer Edilmesine İlişkin Prosedür
Bankaya İbrazı Gereken Belgeler
* Vergi ödendi beyannamesi ve vergi iadesi belgesi (Vergi muafiyeti ve indiriminden faydalanabilen işletmeler ayrıca, yerel vergi bürosundan düzenlenmiş ilgili belgeleri ibraz etmelidir.);
* Muhasebe firması tarafından hazırlanmış cari yıla ait karlar, temettü ve ikramiyelere ilişkin denetim raporu;
* Temettü ve ikramiye dağıtımına ilişkin yönetim kurulu kararı;
* Yabancı sermayeli işletmenin döviz tescil sertifikası (Foreign Exchange Registration Certificate of Foreign-invested Enterprise);
* Muhasebe firmasınca hazırlanmış kredi raporu;
* SAFE tarafından istenen diğer bilgiler;
* Daha önceki yıllardan karlar, temettü ve ikramiyelerin yatırımcının ülkesine transferi için yabancı sermayeli işletmenin ilgili yıldaki finansal durumunu gösteren denetim raporu da bankaya ibraz edilmelidir.
Banka Belgelerin Doğruluğunu Denetler
Banka Gelir Transfer Prosedürünü Tamamlar
Banka, transfer edilen karlar, temettüler ve ikramiyeleri, döviz kayıt sertifikası ve vergi ödendi beyannamesi üzerinde sırasıyla belirtecek ve resmi mühürü ile tasdik edecektir. Gelir transferi tamamlandıkdan sonra banka sözkonusu iki belgenin birer suretini kayıtlar için muhafaza edecektir.
Banka İlgili İşlemleri Yerel Döviz İdaresine Rapor Eder
Her ayın ilk beş işgünü içinde banka, bir önceki ay boyunca yabancı sermayeli işletmeler tarafından yurtdışına transfer edilen karlar, temettüler ve ikramiyeler hakkında hazırlanan raporu (Hesap çizelgesi şeklinde) yerel döviz idaresine sunmaktadır.
Çin'e yatırım yapan işadamlarına öneri
''Türk iş adamları Çin'den ne mal getirip satarım düşüncesinden daha ziyade, bu ülkedeki çok uygun koşullardan, arazi, kredi, vergi muafiyeti, ucuz işçilik ve girdi olanaklarından yararlanmalı. TÜÇİAD olarak dünyaya açılan iş adamı profili yaratmayı amaçlıyoruz. Dil çok önemli. Türk iş adamlarının Çin'de dil sorunu var. Bunun için Çince kursu açtık. Çin'de iş adamları için ciddi ve sağlam ortaklık yapabilecek firma sorunu var. Çinli insanın kültürünü bilerek dostluk kurmak çok kolay oluyor. Çinli şakadan, el hareketlerinden hoşlanmaz. Çinliler ile çok sıkı ve ciddi pazarlık yapmak gerekiyor. Blöflere kanmayacaksınız. Pazarlıkta pes yok. Sivil toplum kuruluşları, kamu ve iş adamları el ele vererek Çin'in çalışma temposuna göre hareket etmeliyiz. Nüfusunun yüzde 10'u zengin olan Çin'de, zenginlerin oranı, Türkiye nüfusunun iki katı. Bunu Türk iş adamları iyi değerlendirmeli.''
Koçak, Çin'de bir eyalet üniversitesinde Türk iş adamlarıyla birlikte iş birliği protokolü imzaladıklarını, yine bir şehrin Antalya ile kardeş şehir olması için çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
~ UZAK DOĞU BiZiMLE YAKIN. ~
star-ltd ithalat ve ihracat danışmanlığı
cin sarimsagi-Çin sarımsağı-Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı -Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı - Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı -Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı -Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı - Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı - Çin'de sarımsak üretimi ve ithalatı -
ÇİN'E MERMER İHRACATI - ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -
ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -ÇİN'E MERMER İHRACATI -














































